21 Ağustos 2014 Perşembe
Denize Ulaşamama Sorunsalı
18 yaşındayım fakat bazı konularda dırdır çekmemek için aileme hala yalan söylüyorum.Resmen kendileri yalana itiyolar benim hiç bi suçum yok dear okurcum.Haftasonu annemin her dakika aramaması için işe diye çıkıp arkadaşıma gitmişim kadın işte bile rahat vermiyor durmadan arıyor 'gelirken şunu bunu al' diye tamam diyorum 15 dakika sonra tekrar arıyor akşam ayvalığa gideceğimizi haber veriyor.İş çıkış saatime yakın ayrılıyoruz arkadaşımla eve doğru yol alıyorum.İçeri girip üzerimi değişmemle yola çıkmamız bir oluyor.Gecenin bi yarısı varıyoruz.Annemin dıdısının dıdısının resteurantı mı varmış neymiş oraya giriyoruz.Yemek neyin yedikten sonra bir travesti ablamız gecemizi neşenlendirmek için(!) şarkılar söylemeye başlıyor.Bi eğleniyorum bi eğleniyorum sormayın gitsin!İnstagrama girip biri denize karşı ayağını,ojelerini,yediği yemeği neyin paylaşsada şu ablanın suratından başka bişey göreyim diye sayfayı saniyede bi yeniliyorum.Derken telefonumda arayan kişinin adı dahi belirmeden açıyorum ve ilk okuldan arkadaşımla ertesi gün denize gitmek için anlaşıp telefonları kapatıyoruz.Eve sabaha karşı varıp direk yatağa atıyorum kendimi.
Gözümü anlaştığım arkadaşımın telefonuyla açıp daha yatakta olmama rağmen durakta otobüs beklediğimi söyleyerek kapatıyorum telefonu..(cık cık cık seslerini duyar gibiyim okurcum!)Bikinimin üzerine bi şort bi tişört geçirip paçozlukta çığır açarak tam saatinde metroda oluyorum ki arayan arkadaşım benden sonra geliyor(HEYYO YETİŞTİM)
Bi takım 'çok özledim seni'li konuşmalarımızı aştıktan sonra başka birini beklediğimizi öğreniyorum.Hemide bizim dershaneden bir oğlan bebesi imiş.Amaan gelsin nolçak bu kızın erkek arkadaşları hep sümüşek oluyo yaae rahatlığı ile bekliyorum...(Birazdan pişman olacak)
Karşıdan bi sarışın(EVET EVET SARIŞIN!)yakışıklı, uzun boylu ,tatlı mı tatlı ve ALLAHIM BEN BUNU NASIL OLURDA DERSHANEDE GÖRMEM diye betimleyebileceğimiz tiplerde bi insan evladı geliyor.Tanışıp muhabbet etmeye başlıyoruz.İlk görüşte kuulluktan ölçek sandığım güzel çocuğumus mütevazilikte çığır açmaya başlayınca zaten gözümde en yüksek mertebedeyken kalbimin everestine ulaşıyor.....
Ortak arkadaşımız tuhaf bi kız böyle sürekli önden yürüyen(sebebini hala çözemedik),her yerde mutlaka ama mutlaka en az 3 tanıdığı bulunan,her tanıdıkla minumum 20 dakika muhabbet edip arkasındakileri ağaç eden,ara sıra anlamadığımız nedenlerden ötürü gider yapan,asker çocuğu,bana göre tatlı ama bi çok kişinin sevmediği bi model.Adını Minik koyalıım.
Neyse efendim yine konudan çok saptım sanırsam.Hoop döndüm ana konuya;
İzmir'de bissürü askeri plaj,polis plajı neyin vardır bilen bilir.Yalnızca asker ailelerinin girdiği bu mekanlara Minik bizi sokabileceğini iddia ediyor.Dağ tepe aşıp geliyor askeri kampa 'pazar günü olması nedeniyle çok dolu olduklarını yalnızca Minik'i içeri alabileceklerini' dolaylı yoldan söylüyorlar.Bi kaç kamp daha geziyoruz hepsinden aynı cevabı alıp kalıyoruz oracıkta.Yalnız yol parası verip hiç bi mekana girememekten paramız bitmek üzere.Son çare Minik bilmem ne komutanını arıyor adam tamam şu kampa gelin alcam sizi diyor.Oraya gitmek içinde son paramızı taksiye veriyoruz.Kapıdaki polis abiler bizi alamayacaklarını söyleyince sarı çocuğumla birbirimize yaslanıp ağlamaklı oluyoruz.Komutanı aryoruz telefonu çekmiyor derkenn adam karşımızda beliriyor bizi arabasına alıp kamptan içeri bedavaya sokuyor.Sarı'yla aynı anda çıkışta bizi almayan polise dil çıkaralım mı diye bağırıyoruz(ilk ve en değerli ortak noktamız...)
Plaja inince komutan amca en önde üç şezlongun dolu olmasına rağmen buralar benim diyerekten eşyaları atıyor yan tarafa bizi yerleştiriryor.Sabahın bilmem kaçndan beri yollarda olduğumuzdan ötürü üzerimizdekileri atıp denize koşuyoruz.Dubanın üzerinde ilerlerken 1.80m yazısını görünce korkuyorum çünkü yüzmeyi minumum seviyede bilip ayağımın yere değmediği yerde yüzemeyenlerdenim..
....5saniye sonra boğazım yanmaya başlıyor gözlerim açık ama etraf çok bulanık nefes almaya çalıştıkça boğazımdaki yanma hissi artıyor....o an suyun içinde olduğumu anlıyorum hızla yukarı yüzüyorum meğer Minik beni dubadan itmiş..Sarı telaşlanmış benim için(KIYAMAM SANA BENN ANNESİNİN YAKIŞIKLISIIII)ilk 1.80 maceram buydu sanırsam ilerleyen saatlerde 2.50de yüzmeye başladık ama Minik denizin içinde bile tanıdığı ile karşılaıp Sarı ile bizi yalnız bıraktı önden önden yüzüyor.Sarı'da ben yalnız kalmıyım diye yavaş yüzüyor durmadan iyi misin elimi tut falan diyo o an orda boğulup gitsem dünyanın en mutlu insanı olarak ölücem o derece.Akşama doğru 180 e geri dönüp atlamayı tklif ediyor Minik.Tamam diyorum ama kenarda oturuyorum 3ü atlayıp çıkıp duruyorlar en sonunda Sarı gelip sende atla hadi diyor.Kemküm ediyorum elini uzatıyor kalkyorum el ele atlıyoruz sonra tekrar tekrar tekrar ve tekrar atlıyoruz EL ELE.En sonunda yalnız atlamaya başlıyorum ama tahmin edeceğiniz gibi o mutluluk bana önümüzdeki yüzyıl boyunca yeteceği için bi mahsuru kalmıyor okurcumlar.Hava kararmaya başlayınca yine Minik'in tanıdıkları olan bi bara giriyoruz ki daha bar açılmamış askeriyede Minik'in yaşı tutmadığı için içki albileceiğimiz tek mekan orası olduğundan giriyoruz.Sarı'nın kimliği evde kaldığı için iş başa düşüyor.Abi alkol kullanmadığım halde arkadaş ortamında tek reşit hep ben oluyorum ve iş başa düşüyor.Minik bar çalışanlarına selam verip bizi tanıtıyor.Sonra bira istiyor yaşın tutmuyo Minik başmızı belaya sokma diyorlar devreye ben giriyorum bu kısımda ve ben 18im alabilir miyim diyorum askeri kartın varsa neden olmasın diyorlar.Çocuklara bakıyorum azcık iş atsam üzerime atlıcaklar az önce gösterdim ya diyorum gördüm diyor biri.Öteki nerde yahu derken 4birayı çantama koyup borcumuzu soruyorum bizden cevabını alınca 34567890 diş sırıtarak çıkıyoruz mekandan!
Kamptan çıkıp sahilde içelim diyor bizimkiler çıkmadan komutanı arasaj ya bi muhabbeti dönüyor.Arıyoruz komutan durun ben sizi sahile bırakayım diyor.Sarı ile büyük adammış diye konuşurken komutan geliyor ve işiniz varmı ben bişeyler içicem eşlik edermisiniz diyerek bizi başka mekana götürüyor herkes alkol alırken portakal suyumu içip etrafı seyrediyorum.Sarı ile karşılıklı oturuyoruz Minik telefonla konuşuyor.Sarı komutanla arada bana göz kırpıyor bende ona gülümsüyorum.Derken muhabbet atamaya neyin geliyor doğuyu yazcam abi diyorum Sarı bu tatlılıkla oralarda yapamazsın sen diyor.BENDE UTANCIMDAN MI SEVİNCİMDEN Mİ BİLEMİYORUM KALAKALIYORUM ÖYLE.
Sarı 5.birasını içerken kalksak mı artık diyorum komutan bizi otobüse kadar bindiriyor.Adamın bi tek cebimize harçlık koymadığı kalıyor.Cehennem azabıyla eşdeğer yolda ilerlemeye başlıyoruz Sarı'nın tuvalete gitmesi gerekiyor ve daha 1 saatlik yolumuz var çocuk karşımda kıvranıyor....
Metroya varınca Sarı tuvalete koşturuyor sonra Minik gidince önümde diz çöküyor ne oluyor la derken bakıyorum ayakkabımın bağcığı açılmış onu şeyyapıyormuş AY BEN SENİ YERİİİİM.
Metroda her an sarılacakmış gibi bi ilerliyoruz inince tekrar otobüse binmem gerekiyor ve saat 00.30 Sarı benimle binene kadar bekliyor eve gidince Minik hepimizi dünya harikası whatsapp denen velinimetten gruba alınca telefonlarımızı da kaydediyoruz ve gün bitiyor.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Zombiiiii!
YanıtlaSilGelmişsin hiç görmedim :(
Öncelikle işin hayırlı olsunnn!
İkinci olarak da bu heyecanlı günün sonuçlarını merak ediyorum :D Gitme bu sefer buralardan, yaz sürekli :)
daha yeni geldim kuzucum *.*
YanıtlaSilçoookk çoook teşekkürr ederiiim.
buralardayım artık özledim :*
Ayyy! Eski blogumu ilk açtığım zaman devamlı senin blogunu kontrol eder lise hallerini okurdum ne ara liseyi bitirdin işe girdin duygulandım.. Benim de son 2 yılım kaldı lisede ha gayret :(
YanıtlaSilya zaman çabucak geçiyor.
Silha gayret hayırlısı olur inşallah!
ay gece gece çok eğlenceli okumakk :))))
YanıtlaSileğlendirdiysem ne mutlu bana :))
Silnerdesin yaaa :)
YanıtlaSilşiiitt!bur da yım!
SilMuhteğrem sağyın ölüyiyici bağyan hanımefendi. Blogunuzu sevdik, güldük, eğlendik, lakin o mor saçlı dişi kişinin kimliği konusunda aydınlatılmak istiyorum. Gabriella Wilde midir? Odur dimi, odur odur, ee göz bu budak deliği değil, tabii ki o. O mu? :))
YanıtlaSilAskerliği yaparken usta birliği İzmir'e çıkan arkadaşlara, daha kıdemli olanlar çok efsaneler anlatırdı bu "askeri plajlar" hakkında :) Sevgilisini orada bir subayla basanların cinnet anlarından, terfi isteyenlerin, özel "iş"ler gördürmek isteyenlerin yine oralarda mükellef eğlenceler tertip etmesine kadar bayaa çeşitli efsanelerdi :) Ortak noktası "omuzunda çelenk olmayanlar giremiyorlarmış" idi, en az binbaşı yani... Varmış demekki doğruluk payları, kaç yıl sonra öğrenmiş oldum, ona yaradı :)
Gabriella Wilde o dimi, fena taktım kafayı :D
Aman efenim aman aman uzuun zaman sonra bloga gelip böylesine güzel övgülerle içimi ısıtmanız yok mu!
SilMaalesef fotoğraftaki hatunun adını bilmiyorum,tumblr'da fink atarken rastlayıp profilime uygun görmüştüm vakti zamanında :/
Bir olaya açıklık getirdiysem ne mutlu bana,iyi günler efeniim :d
Bir de şunu söylemezsem çok içimde kalır, sakın öyle yandım öldüm diye diye koşmayın şu üniversiteye... Liseyi bitirmeyin diyecektim ama artık iş işten geçmiş, bari üniversiteyi ağırdan alın, koşa koşa gitmeyin. Haydi koştunuz en az bi 6-7 yıl mezun falan olmayın arkadaşım.
YanıtlaSilBakın bölümümü dereceyle bitiren biri olarak söylüyorum. O üniversite diplomasını "rulo" şeklinde elimize vermelerinin gerçekten çok "derin" bir anlamı varmış. Bu yaşa geldim daha yeni anladım ben bunu, siz yakmayın başınızı, yazık biiisseeeee :.(
Yahu ben üniversitede henüz 1 dönemi bitirmemiş biri olaraktan tüm liseli arkadaşlarıma orada kalın diye nasihat vermeye başladım!
SilYapmayın etmeyin yazıktır günahtır.