20 Ağustos 2016 Cumartesi
Evden Kaçış Yükleniyor%65...
Evden kaçtım?(ergenliğin dibiğyyğ diyenleri duyar gibiyim fakat olayım gerçekten çok başka..Biraz sabır yahu hepsini tek tek tek yazıcam!)Hemde 1 değil tam 2 kere kaç-tım!
Ve hala eve dönmedim direnmekteyim..
Neyse efendim çook ayrıntıya girerek yazsam hepiniz kaç kaç kaç derdiniz fakat bunu yapmam çok mümkün değil sanırım.Aile konusunda şansı düşük olanlardan oldum ben hep.Her şeyi maddiyat olarak gören bi ailede yetiştim tabiri caiz ise elim ekmek tutmaya başladığı günden beri sürekli anne kişisi tarafından darlanmakta,tehtid edilmekteyim.Aramızda ki bütün sohbet para üzerine kurulu.Yaptığım her işe köstek olup benden tek beklentileri daha fazla daha da fazla olan bi aileye mensubum.Okulumu, aile diye adlandırdığımı bi kaç insan tarafından bırakmak zorunda kaldım.Eyvallah dedim.Gezip tozup alışveriş neyin yaptığım sebebiyle onlara verdiğim para miktarının azaldığını düşündükleri için üzerimde bi baskı kurup eve kapatma planları yapan ve böylece harcamalarım kısılıp onlara verilen miktar artar planları yapan aileme tekrar EYVALLAH deyip sosyal hayatımı tamamen sıfırladım.Eş dostla tamamen sanal görüşmeye başladım,yeter ki anne baba kişisi konuşmasın bana laf söylemesinde hepisine razıyım modunda sadece nöbetlere gidip gelirken yine anne(!)gazabına uğradım..Bizde baba kişisi her zamana yargısız infaz denilen kalıbı en iyi kullanan insandı.Anlamadan dinlemeden darlayıp darlayıp durdu beni aylarca.Annem dediğim insan zaten bu olayı 14 yaşımdan yani bişeyleri anlayıp yorum yapma yeteneğine sahip olduğumdan beri yaptığı i.in canımdan bezdim.Son zamanlarda babamıda yanına alınca...İşte ufak bi karışıklık oldu yaklaşık 20 gün önce falan.Bana ulaşamadıkları için babamla görüşmüler.Zaten bişey yokken ortada çok çok afedersiniz ağzıma sıçan insanların eline minicikde olsa bir fırsat geçince gerisini siz düşünün..Plansız programsız uyandım evden çıktım ve bir daha dönmedim.Daha çoook çoookk şeyler oldu devamında ama şimdi yemek yapmam lazım..(evet zombi yemek yapıyor...)
24 Kasım 2012 Cumartesi
Sıkıntı,sıkıntı,sıkıntı ve sıkıntı....
Uyandım,kahvaltıdan sonra televizyon izlemeye bi başladım ki şu postu yazmaya başlayana kadar televizyon başındaydım.Muhtemelen bu posttan sonrada akşama kadar Tumblr'da takılıp uyurum.Hayatımda ki tek heycan bloga girip yorum var mı diye bakmak varsa sevinip cevaplamak.Gerisi tamamen öyle boş bomboş....
Hiç evde oturasım yok ama dışarı çıkıp gezecek en azından eve cağırabilecek bi arkadasım olmadığı icin hayatımın en güzel yıllarını-yani en azından 16 yaş için öyle derler ben bi güzelliğini görmedim-bilgisayar ve televizyon başında geçiriyorum.Hani açıyorum bi film izleyeyim diyorum tek başıma film izlemekten o kadar bunaldım ki yüklenene kadar geri kapatıyorum..Elimde kalan bütün kitaplarıda okudum çıkıp beraber kitap alabileceğim bi arkadaşım bile yok.Kocasından ayrılmıs çevresi tarafındanda dul diye dışlanmış kadınlar gibi hissediyorum kendimi.
Hep yurtta kaldığım için oldu bunlar.2 yıl yurtta kaldım haftasonlarını da bi gün ailemle bi gün sevgilimle geçirdim.Arkadaşlarımın buluşma isteklerini hep erteledim erteledim.Eve dönüncede yakınımımda tek bi arkadaşım bile olmadığını gördüm.Keşke en azından yaşıtım bi komşum falan olsaydı çıkıp gitseydim bize falan gelseydi..
Bütün arkadaşlarım uzakta gidip gelmek zaten saatler sürüyor.Hepsi birbirine yakın bi ben uzaktayım çoğunun dershanesi var benim icin dershaneden kaçacak yada onca yolu gelip bi öğrenci için çok fazla olan yol parasını verecek değiller ya..
O kadar sıkıldım ki sıkıntıdan oturup ağladım resmen.Eve biraz daha yakın bi sağlık meslek lisesi var.Acaba diyorum oraya gitsemde kurtulur muyum şu sıkıntıdan yalnızlıktan.Bu okuluma daha geçen yıl gelmiştim oysa..Çok kararsızım gitmeliyim sence okurcanım?
Bu da şarkı diyelim tam olsun.
5 Temmuz 2012 Perşembe
Her Sabah Kalktığımda Düşüyorum Bi' Boşluğa

19 Mayıs 2012 Cumartesi
Ya Ben Müdürü Öldürürüm Ya da Müdür Beni
Bizim okulun müdürü kadar salak bir müdür yok emin olun.Kendisinin saçları tahminimce 1997'den beri permalı,2004'den beri sarı,tırnakları her banyodan sonra kırmızı ojeli,yaz kış demeden çekiyor altına mini eteği.Sonra benim diz üstünde olan(dizimin üst kısmında demiyorum tam dizimi kapatacak şekilde)olan eteğime 1 yıldır kısa kısa kısa pantolan al pantolan al diye diye diye bıktırıyor beni.Pantolon aldığımda ne diyor tahmin edin "Tayt gibi kızım üstüne oturan olmayacak"!!!!!!.Tenefüslerde sınıftan doğru düzgün çıkmıyor kimse bu etek olayı yüzünden.Ya okuduğum ilçede tam 8 tane lise var en uzun eteklere sahip olan okul biz olduğumuz halde kadındaki baskıyı görmeniz lazım.O boyuttaki eteklerimizle hergün bizi kenara çekip eteğin beline bakıyor,hergün katlamadığımızı görmesine rağmen tatmin olmuyor.Zaten saçımızı inek yalamış gibi yapmadan okul kapısından içeri giremiyoruz.Okulda parmakla gösterilecek kadar az erkek var bizi heryeriniz ortada demesine anlam veremiyorum.Yine bi gün çekti kenara etek kısa diye.Sonra hocallardan biri "Bir tek iç çamaşırlarınız görünmüyor bizi o zevkten mahrum bırakıyorsunuz ama olsun." demesi hakaret değilde nedir?Diğeride "Sizin yüzünüzden erkek arkadaşlarınız durmadan yere kalem düşürüyor arkadaşlar."Derken kendini endüstri meslek lisesinde falan mı sanıyordu?Sınıfımızda 1 tane erkek var??Diğer sınıflarda en fazla 4 neyin kafasını yaşıyor bunlar anlamıyorum.Ha bi de kendi kızı 8.sınıfta hergün geliyor,eteği dizin üstünün 5455556559 kat üzerinde.Geçen günde gelip "Olmuyor böyle sahip çıkamıyorum artık etek boylarınıza formaları değiştiriyorum sadece pantolon yapacağım yeni kataloktan bakıyorum." demesi yok mu?Eh be kadın git bi aynaya bak sonra dön bi kızına bak ondan sonra gel bana "Heryerin meydanda" de.4 Mayıs 2012 Cuma
Evrenin Benimle Bir Sorunu Olduğunu Bu Yazıyla Kesinleştiriyorum
İyi olan notlarımın(bana göre iyi olanlar yani iyi dediysek iyi bişey sanmayın)sürekli yükseldiği fakat 0'larımı ancak 1'e yükseltebildiğim günler hayatımı karartmaya devam ediyor.Yazın sınava kalacağım diye üç buçuk atıyorum resmen..Sadece atıyorum yani havaların ısınmasıyla içimdeki 1'lik ders çalışma istediği 0000...0'a indi resmen.Ne bir kitap yüzü açıyorum,ne ders dinliyorum.Pek sevgili sıra arkadaşım olan kendisinden şu yazıda bahsettiğim adını Gıcık ilan edip de bir daha hiç bir yazıda ismini kullanmadığım kişiden bahsediyorum.İşte onunla bütün gün sıra altından üstünden sağıdan solundan fotoğraf çekilip tenefüslerde oraya buraya koşturuyoruz, kalan zamanlarda da kendi oluşturduğumuz anlamsız dansımızı edip bir güzel eğleniyoruz.Sınav zamanı geldiğinde de çalışkanlar bölgesi olarak keşfettiğimiz kızların arasına dalıp kopyanın dibine vuruyoruz.Yemin ediyorum gözlerim sağa kaydı artık Gıcık'ın kağıdına bakmaktan onun gözleride öne doğru belirginleştiğine eminim.Ha bi'de sınıfta sürekli takdir alan 4 kişiden 3'ünün bana bayılmasına bayılıyorum.Bi tanesi aştı kendini gece gündüz beni öpüp çok güzel kokuyosun diyor,bedavaya koklatmıyorum okur korkma karşılığında teşekkür almaya niyetlendim.Hadi hayırlısı.
Başlamaktan korktuğum okul artık hayatımın en eğlenceli yeri diyebilirim.Sınıfımı öyle çok seviyorum ki hayatım boyunca böyle bağlandığım gruplaşma denen şeyin olmadığı 2.sınıf burası ilki de 8.sınıftaydı.8.sınıfta ben sınıfa alışıp ortamlara akmaya başlayana kadar mezun olmuştuk, hala onu atlattım sayılmaz arkadaşlarımı özleme konusunda yani.Bu yılda sıkı sıkı bağlandık gidiyoruz derkenn staj sorunu çıktı ortaya.Herkes farklı evine yakın hastanede yapacak,bizim sınıfın en can ciğer olduğum kısmı A hastanesinde,bense ve aramız kötü değil ama çok samimi değilim,arada konuşuyoruz,bizim sınıftan, iyi kızdır yaa'ların bulunduğu 5 kişiyle B hastanesinde olacağım.Bu da sınıflarımızı ayıracaklar anlamına geliyor.Stajlarımız aynı gün olmadığı için.Aynı zamanda diğer hemşirelik sınıfındanda gelenler varmış B hastanesine.Bu kişilerin içinde kim olsa beğenirsiniz?Küçük Kaşarr!!Evet evet yanlış okumadınız!KÜÇÜK KAŞAR DİYORUM.Bu kadar şanssızlığı bir kendimde gördüm bi de Talihsiz Serüvenler Dizisi'ndeki veletlerde yeminle.Cidden evrenin benimle bi alıp veremediği olduğunu düşünüyorm.Her zaman böyle oluyor ne zaman bir ortama alışsam hooop istek dışı ama zorunlu olarak ordan ayrılıyorum,yenisinide sevdim diyelim hoop hiç beklenmedik bişey oluyor ordanda ayrılıyorum.Gel gelelim bi yeri sevmeyeyim orda kalmak zorunda kalıyorum.Sınıfımdan nefret edip yurdumu çok sevipde okul için yurduda bırakmak zorunda olmam gibi veya seneye sınıfımdan ayrılıyor olmam gibi ya da yeni sınıfımdaki bütün tiplerden nefret etmem,özellikle Küçük Kaşar ve çetesiyle aynı sınıfta olacağımı da bilmem ve o sınıfa gitmek zorunda olmam gibi.O sınıfı hiç sevmeyip ama 2 yıl orda okumak zorunda olacağımıda biliyorum.Allah'ım onunla aynı serviste 40 dakika..Servisi bırak,3 gün aynı hastanede..Hastaneyi bırak,2gün aynı sınıfta beraber tam 10 ders geçireceğiz..Okul idaresi bizi birbirimizden uzak tutmak için elinden geleni ardına koymadı bu konudada bir güzellik yapmasını umut etmekten başka bir şey gelmiyor elimden.Allah'ım bi deprem olsun sadece üst kattakiler Küçük Kaşar'ın odasına düşsün yukardakilerede ,oda arkadaşına da bişey olmasın bi tek o ölsün,bi gün aritmi krizine girip top gibi yerde yuvarlanırken o krizden hiç çıkamadan gebersin,yolda kuduz bi köpeğin saldırısına uğrayıp veya sevgilisinden AIDS kapsında ölsün.Neyse orası sana kalmış Allah'ım bir yolunu bulup da şu kızı öldür Yarabbim.Amin.
22 Ocak 2012 Pazar
Ben Aptal mıyım?
Arkadaşımdan geliyorum.Çocukluk arkadaşım.Kendimi bildim bileli beraberiz,aynı okula gittiğimiz oldu,evlerimiz dip dibe.annem onlara gitmişti,aradı beni çağırdılar.Gitmek istemiyordum annem zorladı ablası üniversitede şehir dışında okuyor o gelmişte ayıp olurmuşda falan filan işte ama zerre kadar istek yok içimde.O an mutfakta bir kaç bulaşık vardı makineye koymayalım yıkıyayım demiştim.Ellerim köpüklüydü annem aradığında.Bulaşık yıkamak bile daha cazip geliyordu onlara gitmektense.Oyalana oyalana kalan işimi bitirip üstüme bir ceket alıp çıktım salak bir eşofmanla ayağımada converselerimi geçiriverdim.Kapıda başka birileriyle karşılaştım onlarda oraya gidiyormuş ha bi bu eksikti diyerek girdim içeri.Eşofmanımı değiştirmediğime 12458 defa pişman olup oturdum bi köşeye hiç kıpırdamadım.Ev kalabalıklaştı tabii herkes konuşuyor.Bende annemin "bırak o telefonu" bakışlarını görmezden gelerek mesajlaşıp duruyorum.Arkadaşım evdekilerle ilgileniyordu çay kahve derken sonunda işini bitirdi yanıma geldi.İki üç şey konuştuk sonra sustuk."Gitar aldım ben" dedi.O an heryer karardı sadece ben ve seffiliğim kaldık.Gitar aldım,gitar aldım,gitar aldım..Binlerce kez duydum sesini kafamın içinde."Klasik mi?" diyebildim."Evet" deyişine tepkisiz kalınca "Elektro olsa sevinir miydin?" dedi.Hiç bişey demedim,diyemedim boğazım öyle çok acımaya başladı ki gözümü kırpsam ağlayacağım.Ona öyle çok anlatırdım ki gitara olan hastalığımsı şeyimi,gitarı nasıl sevdiğimi onun kadar iyi bilen yoktu ve o kızında gitarla alakası yoktu.Kalktım eve gitmem gerektiğini söyledim annem de bişey diyemedi anladı tabii.Ceketimi onun odasına koymuşlar almak için girdim,gitar öylece duruyordu karşımda.Eve gelip oturdum bağıra bağıra ağlamaya başladım kafamın içinde hep aynı ses "Gitar aldım.."
30 Kasım 2011 Çarşamba
Bol "Aç ordan bi Evanescence"li Günler
Yarın Kadın Sağlığı 2.yazılı var...(Yazar burada küfür ediyor.)İlk sınavdan üstün gayret göstererek aldığım 30'u kurtaramama korkusuyla,öğle arası okulun arka kapısından sıvıştık 2 kişi.Arkadaşım sınıfın çalışkan öğrencilerinden.Beraber yurda gidip erkenden mööleyecektik ki..Okul kapısından uzaklaşmaya başladığımız an arkadaş kişisi "Zombi geçenlerde bi pantolon gördüm çok güzel onu almaya gidebilir miyiz?" deyiverdi.Onunla tek parça bir şey almak için çıktığımızda 654875641 yere bakınmamız gerektiğini daha önceki tecrübelerimden bildiğim için "Hayır." dedim.Ne yaptı ne etti kendimi otobüs durağında buldum..Sonrası malum 1 buçuk saat kaybettik.Durağa geldik otobüsün gelmesine 20 dakika falan var yerimde duramadım hadi yürüyeliim diyerekten arkadaşımı önüme kattım yurda doğru yürüdük,yürüdük,yürüdük vee..Onların evin önünden geçerken "Ben bi üstümü değiştirsem öyle daha rahat oluur."dedi. Zorunlu "Peki."lerimden kullandım oturdum merdivenlere inmesini bekledim.20 dakika kadar bekledim.Hatta o ara çok acıkmıştım bi tost yedim.Sonunda yurda girebildik.Erken geldiğimiz için odada kimse olmaz sessiz sakin çalışırız 30'un ortalamasını en az bi 50 yaparım yeaa diye düşünerek kapıyı açtım.İçerisi bir lahmacun kokuyor öyle böyle değil berbat yani.Yurttan bir arkadaşım "Zaa bugünde ipini koparan yurda geliyor." dedi ağzındakini yutmaya çalışarak.Farklı okuldan 3 kişide kaçmış okuldan gelmiş bir de lahmacun söylemişler,üstelik odanın kapısını açık bulunca bizim odada yemişler.İlk işim kapıyı açıp balkona çıkmak oldu.Kızlarla muhabbete daldık bi ara son anda toparladık kendimizi kızları kovaladıktan sonra çalışmaya başladık ki.Biri daha geldi.Bu iş burda olmaz kalk gidiyoruz dedik ve etüt odasına çıktıkkkk sonunda çalışmaya başladık.Baktık 3 saattir çalşıyoruz e saat 4 olmuş yani ziyaretçi saati dolmuş pek değerli çalışkan arkadaşımın gitme vakti gelmiş.Onu uğurladıktan sonra tekrarlarıma devam ediyorum ve uyuyorum..

Sınav Sonrası
Az vakittede olsa baya bi çalışmıştık yani sorduğu her soruya cevap verebiliyordum o ne biliyorsa bende aynısını.Sınavımda iyi geçti.Bir kaç gün sonra öğle arası her okulda bulunan her olayı anında haber alan ve söyledikleri genelde doğru çıkan tipler vardır ya.(Bkz."Hey millet matematikçi yokmuşşş,yarın öğleden sonra okul tatilmiiiş,yazılı ertelenmişş," vs.)İşte o tiplerden birisi kantin kapısında göründü "Kadın sınavı açıklanmışşşş" diye böğürdükten sonra yok olmasıyla 10.sınıf topluluğu bilgisayar laboratuvarına akın etmeye başladı.E,tabii bende.
Böyle bi beklenti var bi de korku.Bakmak istiyorum hemde sonuç düşük gelicek diye korkuyorum,hem sabırsızlanıyorum hem istemiyorum falan filan derken açıldı..1.yazılı 30 2.yazılı 52 ortalama = 40 "Aç ordan bi Evanescencee" moduna girdim.Bildiğin mal gibi ekrana bakıyorum.Kapatmadan çıkacaktımda o e-okul fotoğrafımın görülmesi ihtimali beni bunalıma sokmaya yetecek bir etken olduğundan sayfayı kapattım.Sınıfa gittim ona buna soruyorum "Kaç aldın??Kaç aldın?" diye.Herkesten 70,80,68,77,86 gibi cevaplar alıyorum.Beraber çalıştığım arkadaşımı buluyorum 86 aldım diyor,bir kez daha yıkılıyorum.Biri de atarlanıp "Allam çok düştüm napcam ben yaa :((" diyor.Bi ümit o da düşük almıştır bana arkadaş olur diye ona soruyorum 77 diyor dalga geçer gibi.Gidip en arkadaki hüzünlü sırama oturuyorum "Doldur be meyhaneci" diyerek Orhan Gencebay eşliğinde içmeye başlıyorum desem kimse yemez.Onun için demeyeceğim.Oturuyorum sırama dönüyorum duvara.Başlıyorum düşünmeye.Ya ben gerizekalıyım yada doğum hocası beni kıskanıyo cevaplarımı falan siliyor ne bileyim var bir şeyler.
15 Eylül 2011 Perşembe
Merhaba,Ben Diş HatanesindeOlduğumu Sanıyordum.
Ben diş çıkarıyorum.En arkada bi azı dişim çıkıyor çoğu kişi 20'lik dişin dediler ama bilmiyorum.3 gündür diş hastanesine gidiyorum ilk gün gittiğim hastane beni Aliağa'dan Alsancak'a gönderdi.Doktor ertesi gün erkenden gel röntgen çektir sonra ne yapacağımıza karar veririz dedi.Sabah 6 da kalktım röntgene yetişebilmek için zira başka türlü yetişmeme imkan yok 10'da bitiyormuş sıra olayları falan.Dün bana röntgen için bi kağıt mı ne vermesi gerekiyormuş doktorun onu vermemesi kendi suçu olmasına rağmen beni ezmeye çalıştı.Baktı 15 yaşında bi ergen annesi babasıda yok "Vuruun kahpeyeeeee" bakışları atarak beni dün ki işlerimleri baştan yapmam için yolun başına gönderdi.Yani yeniden sıra alacak,en az saat 13.00'a kadar bekleyecek sonra doktorun yanına gidicek sadece 2 dakika ağzıma bakacak ve yarın erken gel röntgen çektir demesini bekleyecektim.Yaptımda.Başka seçenek mi vardı ki.Neyse ki dünden tecrübeliyim durmadan "Diş hastanesine nasıl giderim?Pardon şu nerde?Şunu nerde yapırabilirim?Aferdesiniz bişey sorabilir miyim?" gibi sorulara ihtiyacım olmadan kolayca(!) hallettim işlerimi.Yeni doktorum eskisine baya bi kızdı böyle yaptığı için ve röntgen çektirebilmem için kart gibi bişey verdi yarın tekrar gideceğim...12 Eylül 2011 Pazartesi
Tribine VINNN
Az önce erkek arkadaşımla o kadar gereksiz bir tartışma yaşadım ki..5 gündür bir türlü buluşamadık benim yüzümden.Annemin hastaneye gitmesi gerekiyordu.Ablam dershaneye gittiği için 2 gün kardeşime ben bakmak zorunda kaldım.Dün de yeni okuluma gittik kayıt işlemleri için forma falan aldık.Bugün de arkadaşım gelecekti kaç gün önceden haber verdi kız.Onu beklerken "Hadi XX cafeye gel ben ordayım." dedi,gelemeyeceğimi söyleyince onu hep oyaladığımı bir türlü onla buluşmak istemediğimi,ondan sıkıldıysam söylememi falan söyledi.Sonunda bu tartışmaları atlattık yeniden canım cicim(!) olduk.Her şey iyi güzel eyvallah tekrar bi tartışma ve tartışma sonunda "Bir daha kavga yok" dedi ertesi gün saat 12.00'da buluşmak için anlaştık.Erken olmasını kendisi istedi hatta daha erken olsun falan dedi de ben uyanamayacağımı bildiğim için en erken 12'de olabileceğini söyledim.Saat 10'da bin bir güçlükle yatağımdan ayrılıp duşa girdim,kendime gelebilmem için en iyi yol buydu sanırım.Neyse efendim giyindim kahvaltı yaptım neyin derken saat oldu 11.30 mesaj attım.Bekle.Bekle.Bekle
Cevap yok.Daha fazla,bekle.Bekle.Bekle.Cevap YOK.
Nasıl sinir oldum varyaa hayatımda bu kadar öfkelenip sinirimden ağladığımı bilmem öyle böyle değil yani.Sonra 12.56'da gelen mesajda uyuya kaldığından,çok üzgün olduğundan bahsetmiş ve mesajın sonuna "Hadi buluşalım." yazmış.Sevgilime hiç bi zaman öküz demedim bu ilki Blogger'da bu postumda gerçekleştirmek istiyorum: "Ö-küz.."
Gitmedi tabii..Ayaküstü tekrar bi tartışma başlattı ve tartışma sonunda "Bi'daha huzurumuzu kaçırmayacağım aşkım." dedi.Hepimizi eminiz kesinlikle bi' daha tartışma çıkarmayacak ve huzurumuzu kaçırmayacak değil mi BLOG.
Ve taminleriniz üzerine ertesi güne geçiyoruz.Saat 16.00'da "Ben idmana gidiyorum." diyerekten ortadan kaybolan sevgili kişisi 8 saat sonra canlı olarak bulundu.(Normalde 2 saat sürer bu antreman idman neyse işte.)Şey mesaj attı yani ve benim SMS'im yok 0.facebook mucizesi üzerinden mesajlaşıyoruz.Sayfayı yenilemeden mesaj geldiği görünmüyor.Bende dışardayım evden 10-15 dk uzakta.
"İdmandaydım geldim aşkım telefonda mısın?." dedikten sonra "Evet aşkım" dedim sayfayı yenileyene kadar ;
"Napıyon aşkım?"
"Bi' cevap at aşkım"
"hay canım sıkkın zaten"
"konuşmaya ihtiyacım vardı"
"aşkım neyse ben yatıyorum yapcak bişey yok" yazmış.Hepsini ard arda bir kaç saniye farkıyla yazmış.Bende eve dönüyordum zaten açtım bilgisayarı baktım çıkmış.Ve yazdıklarına 2 dakika geç cevap vermiştim ondada sayfayı yenilemediğim için göremediğimden yani olay bu.
Not:Bunu yazmak için bloga girdiğimde izleyici sayımın 78'den 77'ye düştüğünü görmekte çok güzel yani.
29 Ağustos 2011 Pazartesi
Küçük Kardeş Nefreti
Sevgili gelecekteki Zombi,
Bir daha ailenle arefe günü alışverişe çıkmadan önce bir kez daha düşün.Zira hiç bir şey almadan eve dönebilir,küçük kardeşinin çığlıklarıyla girdiğin bütün mağazaları inletebilirsin.Ayrıca arefe günü Karşıyaka/Çarşı kıyafet bakmak için hiç uygun değildir bunu aklından çıkarmazsan iyi olur.Çünkü sen oruçlu olduğun halde etrafta elinde soğuk su şişelerini kafalarına diken,dondurmasını yalarken yürüyen veya elinde ki abur-cuburlarla gezen insanlar sende orucunu bozma isteği uyandırabilir,"bayramlık" almayı son güne bırakan insanların saldırısına uğrayabilir veya her hala Arefe'ye Arife diyen her yerde:
"arife gününe özel %20,arifeye özel %10,arife gününe.." gibi yazılar görerek delirebilirsin..
Çarşı boyunca girdiğin her mağazada nefes alma çabalarını sürdürürken bir yandanda pantolon denemek isteyebilir ve istemekle kalabilirsin.Zira denemek için deneme kabinlerine yaklaşınca insanların Metallica'nın konser bileti kuyruğuna girdiğini sanabilir aldığın pantolonu aynen yerine bırakıp arkana bakmadan orayı terk edebilirsin.Her mağazadan çıkışında kapıda bekleyen baban ve kardeşine bakarak başını sağa sola sallayıp "hiç biri benim zevkime uymuyooor." bakışı atabilirsin.Bu bakış ardından ailenin, yurt dışından 65895 $'a aldığı elbiseyi özel bi davette giyen bir kadının biriyle pişti olmuş gibi bakmasına katlanmak zorunda kalabilirsin.En az 5 mağazaya baktıktan sonra hala bir şey almadan çıkıyorsan ve diğer mağazaları gezmek için çok hevesli görünüyorsan ailenin diğer üyelerinin seni öldürüp bu işkenceden kurtulmak istediklerini düşünebilir ve haklı olabilirsin..
En sonunda beğendiğin pantolonun parasını ödemek için kasaya yöneldiğinde Metallica konserinin bilet kuyruğunun 265948526 katını görünce çığlıklar atarak olay yerinden uzaklaşmak isteyebilirsin.En sonunda annen ile babana ilk baktığın mağazadaki pantolonu almak istediğini söyleyip anne ve babana bakınca, kendini 254965 gün kan içmemiş vampirlerin arasında gibi hissedebilirsin.
Geri dönüp ilk denediğin pantolona bakınca pantolonun 1 beden büyümüş olduğunu görürebilirsin.Zira sen geri dönüp alamaya karar verene kadar küçük bedenleri tükenmiş olabilir.Büyük bedeni almak istemediğini annene söylemeye cesaret edemeyip,alabilirsin.
1.60 boya sahip olduğundan normal olarak pantolon çok uzun gelebilir ve ertesi gün bayram olduğu için terzilerin çok yoğun olduğunu pantolonunu en erken 2 gün sonra alacağını öğrenip deliye dönebilirsin.Her şeye rağmen o pantolonu alıp hüsrana uğramanda çok fazla sürmeyebilir..Bütün KSK'da tek bir tişörtü bile beğenemeden sadece büyük beden bir pantolon alarak çarşıdan ayrılabilirsin..Sadece bu pantolonu alman saat 14.30'dan 18.20'ye kadar sürebilir. Kardeşin artık bu kalabalığa ve sıcağa dayanamayıp ortalığı ayağa kaldırmayı başarabilir,saatlerdir onu kucağında taşıyan babanın kötü bakışlarına maruz kalabilirsin.
Arabaya ulaşıp eve dönmeye hazırlanırken iftar saatinin yaklaştığını fark edibilir ve yönünü en yakın alışveriş merkezine değiştirebilirsin.Alışveriş merkezinde pizza yemek isteyebilir,ablanın -her yerde olduğu gibi-pizza almak isteyenlerin girdiği kuyruğa dehşet içinde baktığını görebilirsin.25 dakika bekledikten sonra pizza alma sırası size gelebilir.Ablan sıradayken annen ve babanın kardeşini susturamadığını görünce 659148569 kişisinin içinde kardeşini omzuna alıp etrafda gezebilirsin.Kardeşini susturmak ve pizza almak için verdiğiniz büyük çabalar ardından;pizzanızı almış ve kardeşini susturmuş olabilirsin.Hatta kardeşin kahkalar atmaya başlamış sağa sola gülücükler saçıyor olabilir.6598269 kişi içinde omuzlarında küçük bir veletle ablana poz verebilir ardından bu fotografı facebook profilinde yayımlayabilirsin..
Pizzalarınızı aldıktan sonra otoparka dönüp arabayı koyduğunuz yeri bulamamış olabilirsiniz.Son iftarınızı arabada kucağınızda uyuyan bir kardeş ve pizza ile 35 dakika gecikmeli olarak yapabilirsiniz.45 dakikalık yol boyunca kardeşiniz yalnızca facebook profilinizi açmanızın aldığı zaman kadar uyuyup uyanabilir.Anneniz çok yorgun olduğunu ve ona mama yedirmenizi söyleyebilir.Kardeşine verdiğin her kaşıkta yeni öğrendiği "puflama" yöntemiyle mamayı tam suratına püskürtebilir ve her yerin iğrenç mamayla kaplanabilir..
Bunca rezilliğini gelip burada ifşa edebilir daha fazla kişiye rezil olabilirsin.
Ben geçmişteki Zombi derim ki;
Bir daha almak istediğin sadece bir pantolonsa kesinlikle tek başına çıkmalısın,baş belası küçük kardeşi ardından sürüklememelisin.
Eğer tekrar annenle alışverişe çıkmak istersen,önce bunu oku derim.
Sevgiler,
Geçmişteki Zombi.
26 Ağustos 2011 Cuma
Evet Abi Erken Kalktım Gerekeni Yaptım Baktım Olmuyor Bende Bıraktım
Bağda bahçede çalışıp günlük 25 TL'yi cebe indirenlere bol bol küfür edip "ohh valla iki üzüm kes al 25TL.Bize iş veren bi kuaförler ve eczaneler oluyor vicdan fukaraları 30TL vermeyi zar zor kabul ediyorlar yol parası çıkaramıyoruz lan." felan derdim düne kadar..
Karşı binada oturan komşumuz yıllardır tarlalarda çalışıyor arada çevredeki akranlarımı götürüyor yalvarıp yakarıyorum beni götürmüyor.Neymiş efendim ben işçi kıza benziyormuymuşum da yapamazmışım da gücüm kuvvetim yokmuş da..Hah..Annemle tam bu kötü komşunun kapısının önünde oturuyorduk ki,bi köylü karısı geldi işçi arıyormuş insafsız komşuya söyledi ama kadın çoktan kapmış işini onlara gelemiyeceğini söyledi.4 kişi arıyormuş ben atladım tabii zaten kadın işçi bulamamış üzümleri telef olacak diye yalvardı resmen bi elimi ayağmı öpmediği kalmıştı hemen 4 arkadaş ayarladım.Sabah 6 da çıktık evden hepimizin kafasında bi çember(Bizi çağıran kadın çember dedi ama biz çember demiyoruz yazasım geldi sadecee deaar)sonra kadının eşi almaya geldi bizi.Arabaya bindik yol boyunca birimizin eski kıyefetlerine bakıp anlamsız anlamsız güldük sonra otların toprağın içinde bi yerde durduk "Yolculuk buraya kadar" dedi.WTF?Bağı hiç böyle hayal etmemiştim.Bıçağa benzer bi şeyler verdi ve gitti.Başladık kesmeye..Kelter mi neyse onlara dolduruyoruz saat 7 gibi 22 yaşlarında bir genç geldi bizim kestiğimiz üzümleri taşımak için.Bize bakıp bakıp gülüyor surat ifadesi ciddi ciddi aynen şöyle :))) Ağzını açıp da tek kelime etmedi hiç üşenmeden bıkmadan hepsini tek başına taşıdı bi defa bile su içtiğini görmedik oğlum yaşıyon mu sen diceğdim vazgeçtim.İlerleyen saatlerde bana "Adın ne senin?" dedi.Sonradan öğrendik ki Epilepsi hastasıymış ayrıca bağın sahibinin oğlu.Erkek işçilere 50TL veriliyormuş kadın pek bi vicdansız insafsız paragöz felan.Oğluna hiç mi acımıyor lan nasıl alıştırmışsa çocuk bi bardak su içmedi bıkmadan usanmadan üzüm taşıyor da taşıyor.Babasının dediğine göre bayılıp kalıyormuş arasıra.Lan güneş altında kime amelelik yaptırsan bayılır.Oğlanın anası pek bi fena öyle bir kadın görmedim vallahi.Hasta oğlunu yanımıza gönderip duruyor,ne yaptığımızı kontrol ettirmek için vay uyanık.Kendi geldiğinde de yere dökülen 1-2 tane için yana yakıla "Ahh yavrum rica ediyom sizden toplayıverin şunları ha kızım al bakim.Nolur dökmeyin gülüm anam anam dökülmüş ya bunlaa Zombi kızım bak canım al şunuda şurdada kalmış al onu da al bakiim al al ha güzelim" diye diye bıktırdı.Dün elimi ayağımı öpüyodun ya la bugün noğldu amk yavşağı.Epilepsili de annesine çekmiş vallahi hasta felan ama gelip dinliyor konuştuklarımızı annesine iletiyor saf gibi görünüyor ama o da az çakal değilmiş.
Patronlarımızı da tanıdık neyin derken adam seslendi "Yemeğe" diyeee.Kadın önümüzde bi salata yaptı içine bi pet şişede dolusu zeytin yağını boşalttı.(Ölü taklidi yapan smile)Küçük oğlu "anne kaşık" dedi,kadın "Kaşıkla mı yenilirmiş ye işte elinle" dedi.Saldırdılar yemeğe.Evet tam bu sahnede şu tarzda bi müzik başlar arka fonda.Su ile karnını doyuran zavallı Zombicik işine döner ve annesinin yapıpda yemek istemediği yemekleri mum ile arar.
Sonuç olarak OKUMAYA KARAR VERDİM.Ha bi de amca akşam paranızı getircem dedi hala getirmedi.
21 Ağustos 2011 Pazar
Hayat Beni Neden Yoruyosuun? -Serdar Ortaç
Bilgisayırım bozulalı 1 hafta oldu sanırım deaaar...1 hafta içinde sıkıntıdan ölcektim ki o muhteşem Show Tv dizilerini keşfettim.Şaka lan Doktorlar'ı gördükçe midem bulanmaya başım dönmeye felan başlamıştı artık.Sonra arada bi sokağa çıkıp kedi neyin kovaladım dünde ablamı aldım dershaneden gezdik.Girdiğimiz bir mağzada mal mal dikilirkennn birden etref karardı gözlerimi kırpmadan baktığım elbise ve benim üzerimde beyaz parlak ışıklar yandı , arka fonda iç açıcı bi müzik felan ben yerimden kıpırdayınca her şey normale döndü ve onu elime aldım DEAR!!!!!!Tamam,sakinim.Hemen deneme kabinine koştum aman Allah'ım bi elbise bu kadar mı güzell olur!Ve tahmin ettiğiniz gibi yanımda yeterli para yoktu o güzel mahsum mutheşem harika dünyada eşi benzeri bulunmayan elbiseyi (alt tarafı bi kumaş parçası )orda bırakmak zorunda kaldım.(1.paranzet seni döverim bilesin)Ertesi gün bugün oluyor hatta bi kaç saat öncesi alışveriş merkezindeyiz anneme elbiseden bahsettim zıkkımlandıktan sonra gidip alalım dedi!Dükkanın önüne geldik babam arabayı park ediyor hadi baba hadi hadi diyorum içimden.İndik arabadan sonunda,direk elbisenin olduğu yere yöneldim bir de ne göreyim!!!!!Hepsi L bedennnnnnnnn.Olduğum yerde öylece kaldım.Karşıya bi baktım bi kadın ve yanında ben yaşlarında kızı ve ellerinde S beden benim elbiseden.Hayattan soğuma nedeni yemin ediyorum,hayat bir sınavsa kağıdımı verip çıkmak istiyorum!!1!bir!!!Liseli mod on felan oldum yani derken sinirlenip çıktım kapının önünde annemin gelmesini bekliyorum.İlk defa annem benim beğendiğim bir elbiseyi beğenmiş beraber alacağız falan olana bak yahu.Alınma ama senden nefret ediyorum MANGO.İstersen alın lan çok ta...Neyse efendim ben bekleyedurayım annem gidip kadına bu elbiseyi alacak mısınız diye sormuş.Aman yarabbi ne rezillik.Kadında alacağını söylemiş annemde geldi arabaya doğru yürürken söylediğim cümleler ve elbiseyi alan kızın yüzü hala aklımda...
"Hep senin yüzünden baba 40 saate bi yanaştıramadın arabayı şuraya ben senden daha hızlı park ederim 5 dk önce gelseydik ben alacaktım.Hep senin yavaş yemek yemen yüzünden anne yemeğini çabuk yeseydin çabuk dönerdik ondan önce alırdım benim olurdu o elbise.."



