30 Eylül 2011 Cuma

Okul Zımbırtısı

Yazı yazmaya başlamadan "birazdan bloga şunu şunu şunu yazıcaam.Okulda şu olmuştu onuda yaziim." falan diye düşünceler geziyor kafamın içinde amma şuraya oturduğum an hepsi uçup gidiyor.56485 giriş yapıp yapıp siliyorum,ne yazacağımı bilemiyorum.

Yurt çoküüzel, çokiyi,çokoşş fekaat tam olarak arkadaş edinmiş değilim.Girdiğim ortamlarda beni sevmeyen biri olmadı şuana kadaar.Bende onları sevdimde daha kimin ne olduğunu tam olarak bilmiyorum.Günlerdir sıramda yapayalnız(birleşik mi yazılıyor ki bu ya ?)oturuyorum.Ha bi de sınıftaki tek erkek ile ben oturuyorum.(Sonradan gidince herkes oturmuş kızlarla banada oğlan bebesi kalmış ama iyi çocuk yani kızla oturmaktansa onla olmayı tercih ederim çok samimi olduk sevdim yani neyse efendim bi parantezin daha sonuna geldik.)Zil çalıyor bir anda sınıf boşalıyor en arka sırada bir Zombicik oturuyo.Günler böyle ilerleyip giderkennn Ecem diye bi kızla yakınlaşmaya başladık 2-3 tenefüs beraberdik neyin derken yurttan bir arkadaş "Zooommbiiğğğğğğ" diyerekten kenara çekti beni "IIaaaayy kızz Ecem'le mi takılıyoon ya inanmıoruum" diyerek gözlerini devirdi.Pek takmadım sonra bir iki kişi daha "Ecem" dendiğinde gözlerini devirmeye başlayınca ortamdan koşarak uzaklaştım.Okulda yeni çocuk olmaktan nefret ediyorum.Kimse tarafından sevilmeyen sorunlu tipler yenilere o kadar cazip arkadaş tipi olarak görünüyorlar ki..Sürekli bu tuzağa düşüyorum bu sefer erken kurtuldum.Önümdeki yanımdaki kızlarla falan takılıyorum arada derslerde zaten oğlan çocuğuyla pek samimiyiz.(Oğlan çoçuğunun adını Gıcık ilan ediyorum.Kim bu gıcık deme okurcancan)Dikkat ettimde sırada otururken kızların biri sağda biri solda uzak uzak oturuyor ve aralarında çanta var biz nedense ortada oturuyoruz ve çantalarımız yerlerde.Aynı anda aynı şeylere gülüyoruz,tepkilerimiz aynı.Birbirimize çok benziyoruz."Gıcıktan başkasıylada konuşmazmışşşş,Gıcığın kankası nabeer,Gıcık ikizini buldu yhaa" diyenleride duymuyor değilim.Hani aramızda bir şeyler oluyormuş gibi yazdımda.Yok öyle bir dünya ben ilk defa sanal ortam dışında bir erkekle tanışıp kaynaştım da bi tuhaf yazdım..

Dersler çok zor.Şu Latince bana çok uydurma bir dil gibi geliyor.(Bkz.Facialis,dorsalis,frontalis.)
Cerrahi,Dahiliye,Kadın Sağlığı gibi salak derslerimiz var.Dahası da var ama aklıma bunlardan başkası gelmiyor.Öyle sıkıcı dersler ki..Hemşirenin biri geliyor anlatıyor da anlatıyor..Hiç birini dinlemiyorum ya aklım O'na gidiyor yada yanımdakiyle koyuyoruz kafaları ciddi ciddi uyuyoruz.
Ha bi de ayıp konular var tabiiiii.Hemde baya ayıp ya.Geçen Teknik Dershane'de tahtaya afiş asacağım konu kadın üreme organın içiyle ilgili falan ve net olarak fotograflar var afişte.(Ayıp konu dediğimi bu sanıyorsanız ahihohhahe diyerekten gülerim ben size.)
Afişi aldım erkek hocanın biri geldi olay şöyle gelişti :
Öğretmen :"Dur kızım yardım edeyim"
Ben:"Yok hocam ben asarım."
Öğretmen:"Ver evladım ben asarım boyun yetmez senin."
Ben:"Hocam asarım ben gidin siz işinize bakın yorulmayıınn."(Ses tonum yükselir.)Öğretmen:"Yardım edicem kızıım"
Derken içeriye arkadaş geldi aynı anda
Ben:"HOCAM BİZ ASARIZ" dedik hemde çok yüksek sesle.
Öğrtmen:"Ne bağrıyonuz bee yardım etmek isteyence kabahat!" gibi bişeyler diyerek gitti de rahat rahat astık vajinamızın fotografını.

24 Eylül 2011 Cumartesi

Bana Ne Yaptın

Selam.Biz ayrıldık.Neden bilmiyorum.Onun doğum günüydü her şey çok güzeldi sonra gitti.Hiç bir şey yoktu.Hala konuşuyoruz;aşığım,seviyorum,aşkım,özledim,buluşalım ama "ayrıldık" diyor.Ben hiç bir şey algılayamadım sadece "acı" var.Her şey normal ama benimle sevgili olmak istemiyor.Beni istemiyor.Hiç bir neden yok sadece "beni istemiyor."Onu seviyorum.1 yıl 3 aydır beraberiz.Onu tekrar seviyorum.Hediyesini veremedim doğum gününü kutlayamadım yazdıklarım kağıtta kaldı.Onu bi daha göremedim.Doğum günü için planlar yaparken beni bırakıp gitti.Onu bi daha seviyorum ama o gitti.Birbirimize uzak olduğumuz için çok az buluşurduk.Buluşacağımız günler daha bi mutlu uyanırdık ama o gitti.Sabahlara kadar telefonla konuşurdur,konuşurken uyuya kalınca bana kızardı ama o gitti.Telefondan ders çalışırdık mesela o yazmadığı dersleri söylerdi bende yazması gerekenleri ama o gitti.Yağmurda bi kafede oturmaktansa şemsiyesiz yürürdük ama o gitti.Kar yağarken beraber üşümüştük ama o gitti.Eve gitme vaktimiz geldiğinde arkamı döndüğüm an "özledim" yazardı ama o gitti.Genelde mesajlaşırken bana "aşkım değil de,üşenmeden "aşkımmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm" yazardı ama o gitti.Shayne Ward - No Promises'de dans etmiştim sokak ortasında kimseden utanıp sıkılmadan ama o gitti.Pudinge bayılırdı kendi ellerimde puding yedirirdim ona ama o gitti.Sarılınca kokumu içine çekip saçlarımla oynardı ama o gitti.Yarışırdık beraber her zaman o beni yenerdi yinede beraber koşardık işte ama o gitti.Saçlarına dokununca çok kızardı bana bende her zaman bozardım saçlarını küserdi bana ama o gitti.Yanımdayken beraber başka kızlara bakıp eliştirirdik mesela erkek arkadaşıymışım gibi davranırdık sonra abartınca kızardım o da güldürür özür dilerdi başırdık ama o gitti.Yanımızda biri olunca gözlerimizle anlaşırdık ne desem anlardı bende onu anlardım ama o gitti.Ona yakın olmak için okulumu değiştirmiştim ama o gitti.Bana yüzük almıştı,bir de kolye kendi eleriyle takmıştı boynuma bir dahada çıkarmamıştım ama o gitti.Küçüklük fotograflarını isterdim hep,annesi de bana vermesini istemezdi gizli gizli bütün fotograflarını getirmişti bana beraber bakıp gülerdik ama o gitti.Ben çok konuşurdum her zaman o da "Eyvaah kulaklığımda yok yanımda" falan diye dalga geçerdi.Ben senin sevfilinim paraları ben öderiim yoktu bizde,kabul etmezdim bilirdi kimde ne kadar para varsa koyardık ortaya ama o gitti.Parka gider küçük çocuklarla konuşup,ip atlayıp eğlenirdik ama o gitti.Kitaplar verirdim ona okumazdı bilirdim,zorla okutmaya çalışırdım ama o gitti.Yemek yiyişi çok tatlıydı bi de,öyle güzel yiyordu ki o yerken ben onu izlemekten hiç bir zaman yiyemezdim ama o gitti.Fenerbahçeli bilekliklerimiz vardı bizim hiç çıkarmazdık ama o gitti.Bana gitar alacaktı ama o gitti.Ayrılacağımızı düşündüğümüz anlar olurdu bazen beraber korkup ağlardık.O benim onu bırakacağımı düşündüğü için bende onun beni.Sonra o beni bırakıp gitti.Annesi beni tanımıyordu ama hiç sevmezdi nedense o da tartışırdı annesiyle ama o gitti.Ablası gideceğimiz yerlere gelirdi bazen görmemezlikten gelip haylazlık etmeye devam ederdik ama o gitti.Onların apartmandan küçük bir kızla tanışmıştık ondan korkuyordu kız beni severdi "bu senin sevgilin mi ben onu başka kızlarla görüyorum ablaa" derdi bana gülüp geçerdim,beraber ona çikolata alırdık hep ama o gitti.Nikonum olduğunda fotograflarını çekecektim ama o gitti.Çirkinim dediğimde bana öyle bir kızardı ki bilmeyen biri küfür ettim sanardıı ama o gitti.En derin kavgalarımızın ortasında "Bak bakayım ben seni sevmiyor muyum?Seni bırakır mıyım?" diyip sarılırdı ama o gitti.Biz bugün onun doğum gününü kutlayacaktık ama o gitti.

Bu da öylesine.

"Unut onu" diyenlere en içten küfürlerimle..

18 Eylül 2011 Pazar

Hemşirelik Benim İsyanımdı

Kaç gündür nasıl gerilip korktuğumu bir görseniz sünnetine saatler kalmış çocuklar gibiydim.5.okuluma başlayacağım için.Yanlış okumadınız 5.OKULUM(burda annemi sevgi ve saygı ile anıyoruz) Yurttan kurtulmak için daha yakın bir yere kaydımı aldırmıştım.Bugün okulu arkadaşlarımı falan pek sevmedim bana göre tipler değiller yani.Neyse ben derslerime bakayım seneye staj falan alışırım zaten diye düşünürken zil çaldı.Kitaplarımı neyin topladım çıktım babam gelmişti beni almaya.Arabaya bindik annem "Seni yurda verdik" dedi yüz ifadesi yemin ediyorum şöyle :DDDDDDD.Bunu dediği an etrafımdaki her şey durdu gökyüzü karardı,koca bir karanlığın ortasında buldum kendimi.Yine baştan başlayacaktım yalnızlığı,evden uzak kalmayı,eski arkadaş özlemini,alışmadığım ortamlarda bulunmayı,boşlukta kalmayı atlatmışken her şeyi en baştan yaşayacaktım..(Yazar burda ağlamaya başlıyor) Adını bile söyleyemediğim bir sürü ders var hepsi çok zor geçen sene ki arkadaşlarımdan biliyorum.Ben bu ortamda o derslerden nasıl başarılı olabilirim ki..Zaten utangaç,içinekapanık biriyim..Mesela 2.döneme kadar sınıfta parmak bile kaldıramam..Bugün de iğrençti bütün gün tek başıma sırada ellerim yüzümde oturup durdum.Öğlen arasında sınıf bi anda boşaldı ben yine tek kaldım.Telefonumuda arabada unutmuşum oracıkta ölmek istedim.Yurtta kalmaktan değilde tanımadığım insanlarla yurtta kalmaktan gerçekten nefret ediyorum.

2 kişilik bir oda da kalıyorum.Başta 4 kişilikti annem ısrar etti görevlilerde odamı değiştirdi.Bari buna karışmasaydı annem.4 kişi arasında illa iyi geçinebileciğim biri en azından yaşıtım olan biri olabilirdi.Hiç olmadı bizim okulda okuyan biri olurduda gidip gelmeme yardımcı olurdu.Okulla yurt arası baya var yolu bilmiyorum hiç arkadaşım yok.Odayı paylaşacağım kişi turizm lisesindeymiş ve benden 1 yaş büyükmüş.Okullarıda 1 ay sonra başlayacakmış.Yani tek başıma kalacağım yurt okul yollar çevre hakkında bana yardımcı olacak kimse yok.Sınıfta falan her hareketimde herkesin gözü üzerimdeymiş gibi hissediyorum.Şuan annemlere o kadar kızgınım ki eve hiç gelmek istemiyorum....


Bu arada ben her zaman Turizm okumak istedim.(Annem zorla sağlık mesleğe yazıdırdı)Yaklaşık 4 yıldırda gitar istiyorum.(Yine annem babamın aklını çeliyor bir türlü aldırmama izin vermiyor)Oda arkadaşımın gitarı var odada bırakmış gördüm..Kız benim hayallerimde yaşıyor belki de iyi anlaşırız bilmiyorum..Bütün bunların suçlusu annem."Sen ergensin annenle anlaşamıyon ondan böyle diyon yaee" ayakları yapmayın bana bi insanı zorla istemediği bir mesleği yaptırabilir misiniz?Ben hemşire olmak istemiyorum hastaneler dünyada en nefret ettiğim yerlerdir.İstediğim liseye gitseydim ne yurda gerek olurdu nede bu kadar yol masrafına.Okulumda tanıdık arkadaşlarım olurdu evimde olurdum.Dersler bu kadar ağır benim yapamayacağım kadar zor olmazdı.VE BEN MUTLU OLURDUM.Hemşire olacağım aklıma geldikçe ağlıyorum.Ben iğne batırılırken bakamayan,aşı olcağımızı duyunca kaçacak delik arayan bir insanım benim sağlık mesleğin önünden bile geçmemem lazımken annem yüzünden olanlara bak okur...Neymiş ÖSS'yi kazanamazsam burdan direk iş bulabilecekmişim.Peki ben o işi yapabilcek miyim bana sordun mu?Böyle söylediğimde cevabı "Bende muhasebeci olmak istemiyorum başka şansım mı vardı olduk işte" oluyor.Pardon ama senin puanın yetmiyorsa,imkanın yoksa benim suçum ne.Puanım istediğim liselere gayette yetiyor ÖSS'yi kazanamamam içinde bir neden yok anne şimdi lütfen defol hayatımdan.

15 Eylül 2011 Perşembe

Merhaba,Ben Diş HatanesindeOlduğumu Sanıyordum.

Ben diş çıkarıyorum.En arkada bi azı dişim çıkıyor çoğu kişi 20'lik dişin dediler ama bilmiyorum.3 gündür diş hastanesine gidiyorum ilk gün gittiğim hastane beni Aliağa'dan Alsancak'a gönderdi.Doktor ertesi gün erkenden gel röntgen çektir sonra ne yapacağımıza karar veririz dedi.Sabah 6 da kalktım röntgene yetişebilmek için zira başka türlü yetişmeme imkan yok 10'da bitiyormuş sıra olayları falan.Dün bana röntgen için bi kağıt mı ne vermesi gerekiyormuş doktorun onu vermemesi kendi suçu olmasına rağmen beni ezmeye çalıştı.Baktı 15 yaşında bi ergen annesi babasıda yok "Vuruun kahpeyeeeee" bakışları atarak beni dün ki işlerimleri baştan yapmam için yolun başına gönderdi.Yani yeniden sıra alacak,en az saat 13.00'a kadar bekleyecek sonra doktorun yanına gidicek sadece 2 dakika ağzıma bakacak ve yarın erken gel röntgen çektir demesini bekleyecektim.Yaptımda.Başka seçenek mi vardı ki.Neyse ki dünden tecrübeliyim durmadan "Diş hastanesine nasıl giderim?Pardon şu nerde?Şunu nerde yapırabilirim?Aferdesiniz bişey sorabilir miyim?" gibi sorulara ihtiyacım olmadan kolayca(!) hallettim işlerimi.Yeni doktorum eskisine baya bi kızdı böyle yaptığı için ve röntgen çektirebilmem için kart gibi bişey verdi yarın tekrar gideceğim...



Ben böyle yazıp da geçtim ama devlet hastanelerinin ne rezilliklerle dolu olduğunu çoğunuz biliyorsunudur.Kaç gündür eve gelir gelmez uyuyorum saat 7 de falan anca uyanabiliyorum o kadar yoruyor.Saatlerce aç kalacak değilim ya bir şeyler yemem gerekiyor, yol parasından bahsetmiyorum bile s.3 gün içinde 1 haftalığımı bitirdim diyebilirim.



Ha bi' de sevgiliyle gidilecek yer mi kalmadı Allah aşkına ?Diş hastanesine sevgilileriyle gelen yaşıtlarımı gördüm.Büyük saçmalık hani böyle üniversite çağında falan olsalar yine biraz normal karşılardım da.El ele,sarmaş dolaş sevgiliyle hastaneye gelmek çok itici geldi bana.Bi de her köşede merdivende bir birlerinin içine düşecekmiş gibi oturmaları falan..


Sıranın bana gelmesini beklerken gözlerim kapanıyo kafam düştü düşecek yanda ki kızın konuşmaları ninni gibi geliyor.Aslında orasına burasına yaptıracağı dövmeleri,neresini deldireceğini anlatıyordu.Göbeğini deldirmek istiyormuş,kaşını,burnunu bi' de dudağını.Bileğine yıldız dövmesi yaptıracakmış,ayak bileğine tüy gibi bir şeyler düşünüyormuş.Omuzlarınada istiyormuş ama karar verememiş."Ayyyyss babamdan isin aldııım yhaa babiş aslındaa şurama istiyoo" gibi bir şeyler söyledi.Neresne istiyormuş merak ettim baktım.Şortunun arkasına içine doğru giden elini görünce kafamı çevirdim,o nasıl bir babadır öylee..

12 Eylül 2011 Pazartesi

Tribine VINNN

Az önce erkek arkadaşımla o kadar gereksiz bir tartışma yaşadım ki..5 gündür bir türlü buluşamadık benim yüzümden.Annemin hastaneye gitmesi gerekiyordu.Ablam dershaneye gittiği için 2 gün kardeşime ben bakmak zorunda kaldım.Dün de yeni okuluma gittik kayıt işlemleri için forma falan aldık.Bugün de arkadaşım gelecekti kaç gün önceden haber verdi kız.Onu beklerken "Hadi XX cafeye gel ben ordayım." dedi,gelemeyeceğimi söyleyince onu hep oyaladığımı bir türlü onla buluşmak istemediğimi,ondan sıkıldıysam söylememi falan söyledi.Sonunda bu tartışmaları atlattık yeniden canım cicim(!) olduk.Her şey iyi güzel eyvallah tekrar bi tartışma ve tartışma sonunda "Bir daha kavga yok" dedi ertesi gün saat 12.00'da buluşmak için anlaştık.Erken olmasını kendisi istedi hatta daha erken olsun falan dedi de ben uyanamayacağımı bildiğim için en erken 12'de olabileceğini söyledim.Saat 10'da bin bir güçlükle yatağımdan ayrılıp duşa girdim,kendime gelebilmem için en iyi yol buydu sanırım.Neyse efendim giyindim kahvaltı yaptım neyin derken saat oldu 11.30 mesaj attım.
Bekle.Bekle.Bekle
Cevap yok.Daha fazla,bekle.Bekle.Bekle.Cevap YOK.
Nasıl sinir oldum varyaa hayatımda bu kadar öfkelenip sinirimden ağladığımı bilmem öyle böyle değil yani.Sonra 12.56'da gelen mesajda uyuya kaldığından,çok üzgün olduğundan bahsetmiş ve mesajın sonuna "Hadi buluşalım." yazmış.Sevgilime hiç bi zaman öküz demedim bu ilki Blogger'da bu postumda gerçekleştirmek istiyorum: "Ö-küz.."
Gitmedi tabii..Ayaküstü tekrar bi tartışma başlattı ve tartışma sonunda "Bi'daha huzurumuzu kaçırmayacağım aşkım." dedi.Hepimizi eminiz kesinlikle bi' daha tartışma çıkarmayacak ve huzurumuzu kaçırmayacak değil mi BLOG.
Ve taminleriniz üzerine ertesi güne geçiyoruz.Saat 16.00'da "Ben idmana gidiyorum." diyerekten ortadan kaybolan sevgili kişisi 8 saat sonra canlı olarak bulundu.(Normalde 2 saat sürer bu antreman idman neyse işte.)Şey mesaj attı yani ve benim SMS'im yok 0.facebook mucizesi üzerinden mesajlaşıyoruz.Sayfayı yenilemeden mesaj geldiği görünmüyor.Bende dışardayım evden 10-15 dk uzakta.
"İdmandaydım geldim aşkım telefonda mısın?." dedikten sonra "Evet aşkım" dedim sayfayı yenileyene kadar ;
"Napıyon aşkım?"
"Bi' cevap at aşkım"
"hay canım sıkkın zaten"
"konuşmaya ihtiyacım vardı"
"aşkım neyse ben yatıyorum yapcak bişey yok" yazmış.Hepsini ard arda bir kaç saniye farkıyla yazmış.Bende eve dönüyordum zaten açtım bilgisayarı baktım çıkmış.Ve yazdıklarına 2 dakika geç cevap vermiştim ondada sayfayı yenilemediğim için göremediğimden yani olay bu.
Not:Bunu yazmak için bloga girdiğimde izleyici sayımın 78'den 77'ye düştüğünü görmekte çok güzel yani.

10 Eylül 2011 Cumartesi

Diplere, En Diplere

Image and video hosting by TinyPic


Hayatım çok fena sıçışlarda şu sıralar..Öyle böyle değil sağlam sıçıyorum yani..Toparlamaya çalıştıkça daha da batıyorum.
Diplere, en diplere sürükleniyorum..Hayatımın hiç bir döneminde bu kadar çok karışmamıştım ben..İşin garibi, tepki veremiyorum artık..
Oturup ağlayamıyorum bile..Gülüyorum hatta, kahkalarla gülüyorum halime..En kocamanından bi' boşluktayım dear.
Neden bilmiyorum ama öyle işte..Yurdu evimmiş gibi bensiyemiyorum.2 ay geçti düşün.
Millet evine hiç gitmiyor,hafta sonu nasıl eğleniyor nasıl eğleniyor..Birbirleriyle 40 yıllık arkadaşmış gibiler.Tamam bende öyleyim.
2 ay her saniye aynı ortamda bulunduğun insanlarla nasıl 40 yıllık gibi olmazsın ki zaten..Ona bir şey demiyorum da..
Kimse evini, arkadaşlarını, hiç olmadı geldiği yeri özlemiyor yahu ! Sanki doğdukları günden beri burda,Manisa'da yaşıyorlarlarmış gibiler..
Nasıl yaptıklarını anlamıyorum çünkü benim aklım hep hep İzmir'de,eski okulumda,arkadaşlarımda..Beraber geçirdiğimiz günler,yaptığımız onca şey hep aklımda.
Ben hep geçmişteyim..Zaman geçiyor ama ben geçmişte bir yerlerde sıkışıp kaldım.

Çok tuhaf,çok.Sen sürekli dön bak geriye,özle.Özlediğin kişiler peki onlar nerde? YOK.Herkesin hayatı devam ediyor.Ben olsam da olmasamda..Herkes olduğu gibi mutlu huzurlu..Demek bana ihtiyacı yokmuş kimsenin..Boşuna yaşanmış
o kadaar şey yae..Peki ben bunları neden geçemiyorum ki dear.Ben neden onlar gibi olamıyorum?
Bu psikolojiyle nasıl yaşıyorum hala bilmiyorum.Yaşayıp yaşamadığımıda bilmiyorum.Ruh halimi ilk kez bu postu yazarak dışa vuruyorum.Okulda,yurtta her zaman olduğum gibi şakalar yapıp gülüyorum,güldürüyorum.Kim bilebilir ki içimde böyle şeyler yaşadığımı ?
-UfaktanDelirmiyorsamNeOlayım.-
Bütün gün aklımda tek bir şey var :
Hafta sonu gelsin de eve gideyim artıık.

Yurtta kendimi evimdeymiş gibi hissedemiyorum.Asıl tuhaf olan şu: Evde,kendi evimizde de kendimi evdeymiş gibi hissetmiyorum.
Bir yere ait olamıyorum artık.Een başında dediğim gibi işte,boşluktayım.Kendi evimde misafir gibiyim.Annemlerde misafirmişim gibi davranınca (bkz.Zombi su içmeye kalkar,kalktığı gibi geri oturur.Anne kişisi "Sen otur kızım,ben getiririm" der. Yemek yenir,masa toplanıyordur Zombi eline bir tabak alır,bilin bakalım kim?Annee kişissiii! "Dur kızım ben toplarım aa otur sen."falan filan işte) iyice boşluğa itildiğimi hissediyorum.Bir de yurt değiştirdim.Eski yurda baya alışmıştım birazcıkda olsa ev gibiydi en azından kendi işlerimi kendim halledebiliyordum.Burdada "Yeni Çocuk" muamelesi görünce o boşlukta kayboldum gibi gibi.
En azından okulumuz okula benzeseydi bu kadar boşlukta kalmazdım gibi geliyor ama bilmiyorum.Hiç bir şey bilmiyorum..
Yurtta kalmanın eğlenceli yanı yok değil de..Bunlarda sürekli aklımı kurcalıyor..Gitmek burdaki arkadaşlarımdanda vazgeçmek istemiyorum.
Ya hiç gelmeyecektim buraya yada hiç gitmeyeceğim.Ama olmuyor.Ben ben eski hayatımı çok özlüyorum.Bu kadar boşlukta tek bir şeye tutunuyorum..İyi ki var..

Demiştim eski bloglarımdan birinde..
Okul kapanır kapanmazda eve yakın bir okula nakil istemiştik..Ve kabul edilmişim okula.Bugün gittim gördüm falan ama etraftaki kızların hepsi süslü havalı tiplerdendi.Sanırım pişman olmaya başladım alışmaya başladığım ortamı geride bıraktığım için...

7 Eylül 2011 Çarşamba

Yayınlanmayı Beklerken Taslakta Unutulan Post Konuştu:"Beni Masaüstünde Bırakmayacaktın."

Image and video hosting by TinyPic



Annemle kavga ettik okurcan.E, ne var bunda her zaman kavga ediyorsunuz zateen,diyenleri duyar gibiyim.Bizim evde anneyle 3 öğün kavga edilir,1 ton laf yenir.Ama bugün farklı bi' kavga yaşadık.Arkadaşa anlattım.(Ne?Blog yazdığımı bilen arkadaş işte.)"Ahaha.Komedi.Ablam bile gülüyor.Sen bunu bloga yazsanaa." dedi.E,bende yazıyorum işte.

Her annenin kullandığına inandığım 'gözleriynen anlatma' suretiyle gerçekleştirilen iletişim tarzını biliyorsundur okurcum.(Bkz.Anne bakar evlat susar.)

Bizim evdeyse anne bakar, evlat da bakar. Zira ben hiçbir zaman bakışlarla gerçekleştirilen 3. taraf işlevselliklerinde görev alamadım.
Bu yüzden annemle sürekli tartışırız.Bazen tartışmakla kalmaz anne tarafından fırlatılan anne vazçgeçilmezi nesnelerden (bkz.terlik) kaçmaya çalışırız.

Annemle balkonda otururken tartışmaya başladık.Nedenini yazmak isterdim ama..O kadar gereksiz bir konuydu ki aklımda tutmaya gerek duymadım bile..Annem bir şey üzerine ısrar etti tabii ki ben evlat olarak tam tersini savundum.Annem 'beyaz' dedikçe ben 'siyah' dedim.
O beyaz ben siyah tutturmuş giderken anneye söylenmemesi gereken bir şey çıkıverdi ağzımdan.(Ne söylediğimi mi merak ediyorsun ?..Şşş...ayıp..)

Dudaklarımın arasından süzülüp çıkan o kelimenin ardından havada bana doğru gelen yarısı kola ile dolu bir bardak gördükten sonra gözlerimi sıkıca kapayıp bardağın gelip beynimi dağıtmasını-tamam biraz abarttım..Pekalaa fazla abarttım- bekledim..Bardak tam sol kolumun yanında duvara çarpıp 9562956 parçaya ayrıldı.'Ne oluyor yeaa' der gibi yavaşca gözlerimi açtım.Anladım ki annem elindeki bardağı bana - duvara - atmış.(Ha ben ha duvar ne fark eder canım ! )Bunu refleks olarak veya bir anlık bilinç kaybı gibi bir nedenden yapmış olsa gerek.Zira bardağı atar atmaz sessizce kalkıp içeri girdi.

Bu saçma neden yüzünden tartışıp bana bardak atmaya çalışmasını hazmedemeyen benim gözlerimde muzip ışıklar yanıp sönmeye başladı.Yerdeki cam kırıklarından en büyüğünü özenle seçiiiip sol kolumu kesmeye çalıştım.En azından kan aksın istedim...Evveet yaptım bunu.Sol kolumu kes-tim !.Daha doğrusu 3 çizik attım.3'ü de bi işe yaramadı ne kan var ne acı bari bende içeri gideyim derken.Kolumda hafif bi yanma hissettim bir baktım kanıyor.Ehehe yaşasın kötülük,diyerek içeri girdim.Annem kolumu fark etti ve haliyle kendisinin yaptığını sandı.Sonuç olarak ne istersem yapıyor..Etrafımda dört dönüyor,kendini affettirmek için her şeyi yapıyor.Zavallıcık vicdan azabı çekiyor okurcum!

İşte bu olay geçtikten bir kaç gün sonra yine tartıştık.Her zamanki gibi çok boktan bir sebep bulduk tartışmak için.Tartışmamızın sonunun gelmeyeceğini anladığımda odama gidip kapıyı kapattım.(Evde evlat sizseniz kapı kapatmak hiç bir zaman çözüm değildir.Anne konuşmaya-söylenmeye- tam gaz devam eder..)Sonunda sustu derken kapı açıldı ve annem odaya daldı.'Markete git şunları al'diyerek masaya bir kağıt ve para bıraktı.Kağıda baktım yine bir sürü ıvır-zıvır paraya ise hiç dokunmadan çıktım dışarıya.2-3 saat dışarda gezdim.(Oruçluyken hiç çekilmiyor ama annenizin keçi inadı ve bu yetmiyormuş gibi papuç dili varsa,annenizle geçireceğiniz vakti,güneşin altında susuz ve aç gezmeye yeğliyorsunuz.)

Halim kalmayana,açlıktan bayılcakmış gibi olup,susuzluktan içim yanmaya başlayınca eve gitmeye karar verdim.Hiç bir şey olamış gibi gittim..Ama içimdede bir korku yok değil hani..Korkudan ziyade yine söylenmeye başlayacak diye endişeleniyordum..Kapıyı çaldım..Annem açtı,elinde telefon biriyle konuşuyordu.Bir 'oh' çekip içeri girdim..Ayakkabılarımı çıkarmaya çalışıyordum.Annem geldi elinde hala telefon konuşmaya devam ediyordu.

'Aldıkların nerde?' der gibi baktı.
'Almadım' der gibi baktım.
'Neden' der gibi baktı.
'Öyle işte' der gibi omuz silktim.
'Görüşeceğiz seninle' der gibi baktı.
'Görüşelim'der gibi baktım.

Telefon konuşmasının ardından her ne olduysa bizim görüşme iptal oldu.

Not:Resimle yazı arasında bi bağlantı kurmaya çalışmayınız,analı kızlı bulabildiğim tek resim buydu napiim.
Dip Not : Taslakta unutulmuş yayınlanmayı bekleyen post,haftalar sonra yayınlanınca göz yaşlarına hakim olmadı.
Yerin Dibinde ki Not : Ben bu postu yazıp kaydedip masaüstünde bırakmışım.
Çekirdeğe Ulaştık Gençler Diyen Not : Benim güzel anneciğim okumuş bu postu.
Zombi İç Ses : Bir daha ki sefere yukarıya yazacağım gençler uzay sonsuz ne de olsa.

6 Eylül 2011 Salı

Dikkat: Öyle Bir Geçer Zaman ki "Ne oluyor lan" Falan Diyebilirsiniz Yani



Son zamanlarda yurttla ilgili çok şey yazmaya başladım sanırım ama yine söylemem gerekiyor ki yurtta kaldığım için herkesin öve öve bitiremediği 'Öyle Bir Geçer Zaman Ki' dizisini koca bir sezon tek bölümünü bile izleyemedim.Aslında Türk yapımı dizileri pek sevmem ama başlamadan önceki fragmanları falan çok hoşuma gitmişti.Tatil başında kanalları gezerken dizinin 1.bölümüne rastladım.Başladım izlemeye baktım hergün var kaçırmadan bütün bölümleri tek tek sezon finaline kadar izledim.Bugün yeni sezon başladı. "İlk defa bende herkesle beraber yeni bölümü izleceem nabeer" diyerek açtım televizyonu tatildeyken dizinin gizli bölümleri çekildi parayla satıyorlar falan diye düşünmeye başladım ortalık bu kadar mı karışır abi.Kafamın içinde milyon tane soru işareti bıraktı resmen.

1.Cemile neden doğurdu o çocuğu?
Ali Kaptan'nın tecavüz etmesiyle hamile kalmıştı.Hamile olduğunu öğrendiği bölümden beri ortalıkta "O çocuğu doğurmicaam!" diye gezinen Cemile o çocuğu neden doğurdu hiç bir anlam veremedim.Daha önce kapı kapı gezip kim olduğu bilinmeyen bir ebeye çocuğunu aldırırken ölümden dönen kadın ne olduda kararından vazgeçti.Düğün sırasında ölen eşinin zenginliğinede kavuştuğuna göre en iyi doktorlar tarafından aldırabilirdi o çocuuu.

2.Mete ile Necati nasıl barıştı ?
Dizinin ilk bölümünden beri Mete'nin yakasını bırakmayan sürekli onun acılarına tuz basan Necati gitmiş yerine sadece salak salak kız tavlamaya çalışan biri gelmiş.Mete ile nasıl barışıp arkadaş olduklarına hatta aynı sahnede şarkı söylediklerine dair hiç bir ip ucu yok dizide.Aynı sahneyi falan geçtim aynı grupta sonsuza kadar beraberler artık bu çok anlamsız.

3.Berrin neden Hakan ile evlendi ?
Berrin hala Ahmet'i seviyor ve Hakan ile evlenmiş hatta bir kızları bile var.Alt tarafı 1 yıl olmuş Ahmet gideli ayıp yahu.Hayır neden evleniyorsun ki ?Hadi evlendiniz neden çocuk yapıyorsunuz ? İkiside üniversiteyi bırakmış sefalet içinde bir de çocuk yapmışlar.(Daha evlendiklerini gösterdikleri tek bölüm ama o fakirlik içinde 2 defa mutfakta ne var ne yok kırdı geçti Berrrin.Ayıp olmazsa hangi parayla alıyonuz o bardak tabakları hıı?Biraz gerçekçi olun,lütfen.)Ahmet'i beklemeyeceksen bile okulu ne diye bırakıyorsunuz lan sevgili olun yine gezin tozun hatta yiyişin aceleniz ne ?Zaten annen köşeyi dönmüş be Berrin otursaydın ananın dizinin dibinde.

4.Amina neden öldü?
Amina'nın ölümü çok gereksizdi ve nedeni belli değil yine.Zaten 10 bölümde bir iki defa görünen bir oyuncu ölmeseydi ne olurdu yani.O değilde şimdi Ahmet'i koruyup kollayacak bir esmer melekde yok Berrin'de.Ahmet'e çok acımasızca davranılmış.Ölmeseydi Berrin'nin Hakan ile evlendiğini duyunca o da "Gün intikam günüdür" diyerek Amina ile evlenebilirdi ve eşitlik sağlanabilirdi.O kadaar yani.

5.Selma nasıl iyleşti ?
Balıkçının ilk karısı olan Selma kafayı yemişti birden düzelivermiş kadın.Hadi düzelmesini falanda geçtim sanırım dizide büyük rolleri var artık.Arada bi görünen kadın değil yani.İzmir'de sevgili falan yapmış ooo.

6.Soner nerde?
Selma'yı ve onun gibi gereksiz oyuncuları bile daha fazla gösterir oldular.

Sonuç olarak yeni sezonu beğenmedim.Bambaşka bir diziyi izliyormuş gibi hissettim.

-Mete'nin sevdiği kadın öldü.
-Aylin'nin sevdiği adam gitti.
-Cemile'nin evlendiği adam öldü.
-Berrin'nin sevdiği adam gitti.

Ali Kaptan'nın öldüğünü kaçtığını düşünürken hoop tek bölümde çıkıverdi hapisten bir iki bölüm daha kalsaydıda aklı başına gelseydi.Yine en karlı çıkanlar Caroline ve Ali Kaptan oldu.Osman'a gelince okulda duvar kenarına geçip AĞLADIĞI anı başta anlamadım anırıyor falan sandım meğer alıyormuş..Bir dizi bu kadar mı sinirini bozar insanın.Birde Umutsuz Ev Kadınları'nın yerli versiyonunu çekmeye kalkışmış.Bu Kanal D insanı katil eder vallahi.

3 Eylül 2011 Cumartesi

Yurttan Sarkastik Sesler | 3-2-1..OKUL!

İzleyici sayımın hızla arttığı şu günlerde(çokartistikbircümleoldunabeer)tembelliğin dibine vurarak tatilin son zamanlarının tadını çıkarıyorum.Ya da öyle yaptığımı sanıyor olabilirim.
Erkek arkadaşımla bol bol buluşuyoruz çünküü okul açıldığı zaman ayda bir görüşmemiz bile çook zor oluyooooo.Şöyle uzatınca safsalak kızlar gibi konuşasım geldi birden asdfghjklş.
Ne diyorduk..


Yurttayken sanırım 1 ay felan görüşmemiştik sonra deli gibi telefonda konuşuyorduk.Bir gün 8 de neyin aradı beni çenemize ilahi bi kuvvet geldi sanırım bir baktım güneş doğuyor sabah 9 gibi kapattık telefonları akşam uyanabilmiştik.Bunun gibi günleri öyle kolay atlattık ki şu cep telefonları sayesinde.Konuşmalarımız aklıma geldikçe gülesim geliyor asdfghjklş.Yurtta kalmak berbat bi' şey ama düşününce eğlenceli yanlarıda var.Mesela bir arkadaşımla 3 kişilik bi odada kaldığımız dönemlerde kızın biri sevgilisine acayip düşkündü bizim odada AVEA çekmiyordu pek sabah-akşam hatta yaz-kış balkonda mesajlaşıp telefonla konuşuyordu arada bi uyumaya geliyordu odaya.Onun dışında diğer arkadaşımla ilk haftadan bütün parayı yiyip sefalet içinde geçiriyorduk diğer günleri..İlk günlerdeki zengiliğimizi herkes kıskanır sonra paralar suyunu çekince "Oh olsun" bakışlarına maruz kalırdık.Olsun onlar hiç bir zaman sefalet çekmeyi göze alıp zenginlik içinde bi hafta geçiremediler nabeeeer.

Hatırlıyorumda öğle yemeğinde sanırım son 5TL'miz vardı ertesi gün evlerimize gideceğiz.Tost yemekten öyle bir hale gelmiştik ki adını duyduğumuz da ölü taklidi yapıyorduk.İşte öyle bir gün 5 TL ile ne yapsak ne etsek derken markette gördüğümüz 2TL'lik sosisten aldık.İçinde baya çok vardı.Yağ ekmek felan yurttan bir de büyük kola alıp karnımızı doyumuştuk yine.Hatta kalan 50krş ile bayılarak yediğimiz POPTİP şekerlerden almıştık tatlı niyetine.
.
Okula gitmek için pazarın içinden geçmemiz gerekiyor cuma günleri.Okul çıkışında canımız fena çilek çekti yarım kilo alacak kadar parayı gözden çıkardık.(İlk haftalar değildi sanırım yoksa en az 2 kilo alırdık.)Çilek satan amcanın önünde konuşuyorduk "kızlar sevincek çilek görünce" falan filan amcada bizi dinliyormuş."Yurtta mı kalıyorsunuz?"dedi."Evet" dedikten sonra yarım kilo parası alarak 6 kilo vermişti yurtta dağıtmamız için.Tabii ki dağıtmadık!O kadar da acımasız değiliz odamıza gidene kadar gördüğümüz herkese bolca verdik sonuçtaaaa.


Okulun en bebat yanlarından biri salı günleri 11 ders oluyor.Aslında 9 ders 11.ders kulüp var arada kalan boş bi saatimiz var ama o saatte okuldan ayrılmak yasak.Bir arakadaş kulübe falan hiç gelmiyor meğer yoklama alınmıyormuş biz de bunu öğrenince 2 arkadaş okuldan ayrıldık hemen.Ardımızdan sınıfın %90'ı gelince isyanı başlatan gençler olarak disipline gitmiştik.


Bir gün dersteyken en önde oturan süper zeki bir arkadaş telefonla oynarken öğretmenin gözüne çarptı sanırım.Hoca herkes telefonunu masama bıraksın dedi.Masaya konan telefonlardan öğretmenin gözüne çarpan arkadaşın telefonuda dahil tek bir açık telefon çıkmadı.Biz öyle akıllı öğrencileriz işte.Hoca yer mi?I-ıh.Tüm telefonları müdüre vermişti..Ertesi gün eve gidecektim almadan nasıl giderdim kış günü hava erkenden kararıyor babam beni almaya nasıl gelicek bir birimizi nasıl bulcak almam lazımdı o telefonu.Lise sondan çok yakın bir arkadaş ben yurtta görevli hocalardanım diyerekten almıştık telefonumu.