31 Aralık 2012 Pazartesi

Hadi bu da yılın son postu olsun.

Umarım bi daha ki yeni yılda post atmaya uğraşırken bi yandanda kazağımın kollarına göz yaşlarımı siliyor olmam.
Umarım annem ölür.Ölmesede babamla boşanıyomu napıyosa yapsın benden uzağa gitsin.
Dışardaki insanlar gibi,uzakta ki arkadaşlarım gibi hatta yanımda ama uzağımdaki sevgilim gibi sizde beni yalnız bıraktınız blogger kullanıcıları.
Ama yine de adet yerini bulsun.
Mutlu yıllar.

21 Aralık 2012 Cuma

Doğumhanenin Böğründen Koptumda Geldim

Bu hafta bizi hastanenin en yorucu servisinden alıp çocuk ve kadın doğum servisine attılar.Seviniyoruz tabii  ben  ve beraber çalıştığım arkadaşım.(Yazar ve arkadaşı burada başına geleceklerden habersiz)İlk gün 12.sınıflardan biriyle beraber gittik servisimize beraber çalışacağımız hemşire ablalar bizi görünce "siz yeni misiniz?" diyor,"evet" diyoruz "tamam o zaman bana 12.sınıf olan arkadaşınızı bulun"diyorlar...Elime bir serum,bir enjektör hatta ve hatta ateş ölçer bile değmeden çalışma saatimiz doldu kalktık gidiyoruz.
Formamızı değiştirirken aramızda geçen konuşmaların çoğu:
"Ohooo bu servis kebap yan gel yaat be hacı!"
"Olum bunca zaman dahiliyede ciğerim solmuş,nefes aldım nefees!"
"Lann ne güzel bi' yermişş burasıı şimdi gerçekten bi buçuk ay burda mı çalışceez yaee?!" şeklinde.

Ertesi gün gittik yine servise yayılıyoruz stajyer öğrenci masasında.(Bu masayada tıbbi bir malzemeymiş gibi desk desk diyip duruyolar sinir oluyorum.Bildiğimiz masa işte amk.)
2 ve 3.staj günlerimizde 12.sınıflar okulda oluyor.Hemşire ablalarımız 12lerden kimse olmadığını görünce bize abanmaya başladılar.Başlarda "Üff sen yapamazsınnn","Bilmiyosun kii dur ben yapiim","Siz yeni başlamıştınız dimi?12.sınıf olan nerdee onu bulun banaa" diyişleri zamanla;"Aa ama öğrenceksiniz artık","Zombiii gel bakayım buraya sana tarif etcem sende yap","İlk haftanız diye böyle ama öğrenmeniz gerek artık sen şunu sende şunu yap ha olmuş mu bakim"lere dönüştü.O kadar abarttılar ki hastaneyi biz çekip çevirecekmişiz gibi konuşmaya başladılar "bu sizin işiniz,artık ben söylemeden yapacaksın bunları,şu işi bitirmeden de gitmek yok"lar aldı başını gidiyor.
Normalde çıkış saatimiz 16.00 milletin 16.30 da dershanesi oluyor benim gibi ebesinin nikahından gelenler hastaneyle metro arasındaki dağı tepeye aşıp 16.20 metrosuna yetişmeye çalışıyor.Yani bu 20 dk içinde beyaz formalarımızdan kurtulup sivil giyinmemiz,bütün gün arkaya yalattığımız saçlarımızı şekle sokmamız,imza atıp hastaneden çıkmamız gerekiyor ki soyunma odamız o kadar küçük ki (tam burada oraya soyunma odası diyen insanın yedi sülalesine selamlarımızı iletiyoruz)içerde 2 kişi giyinirken bile birbirlerine engel oluyor.Bu da soyunma odasının(!) önünde sıra olacağı demek oluyor...Sağ olsun hocalarımızdan biri bu durumu görmüş 15.45 de giyinebilirsiniz demiş.Demiş demesine ama bu servisteki ablalar sanki biz stajyer değilmişiz,işi öğrenmeye uygulamaya çalışmaya gelmemişiz de hastanenin bütün işlerini ayda asgari ücretin 4'de 1'yle yapmaya gelmişiz gibi davranıyorlar.
Resmen "Dahiliyee döööön seni çok seviyorum bitanem sensiz yapamıyom elini ayağını öpeyim dahiliyee aşkımm,sevgilim,bitanemm nolursun geri döön" diye bağırıp çığıracağım.
Neymiş 16.00 da tedavi varmış,yapmadan gidemezmişiz.Ben burada iş bitirmeye mi geliyorum?sen buraya yatttığın yerden onu yap bunu yap diyerek mi ayda 300-500 götürmeye mi geldin?Ben dosyadan bakıp ne yapacağımı anlamayacak kadar gerizekalı mıyım da kendini baş hemşire sanıp triplere giriyorsun?Baş hemşire bile bu kadar kibirlenmiyor çok tatlı bir kadın daha senin konuştuğun ses tonuyla bi kere bile seslenmemişken bana sen kim oluyorsun?Oh be rahatladım.
İlk gün bizi tanımadıkları için 16.00 tedavisini yapmadan kaçmıştık,2.gün beraber çalıştığım arkadaşım erkenden izin alıp gitmişti bana üstüne basa basa "16.00 tedavisi yapmadan gidemezsin"dediler ama sallayan kim.Sizin iki kıytırık tedavinizi yapacağım diye evime 1 saat gecikemem zaten hastaneniz dağın başında yarım saatte bir metro var hatta metroya hastane arasında çalışan bi dolmuş bi otobüs falan yok tepeden aşağıya inerken yuvarlanıp ana yola düşeceğim bir gün yada soğuktan yüz felçi falan geçireceğim.Sorumlu hemşire bile yok ortalarda çıkış saatim geldi çıktım gittim.Doğrudan"siz bana puan bile vermiyorsunuz canım ben sizi takmıyorum"mesajı verir gibi bişey oldu bu yaptığım onlar açısından...Ertesi gün güzel bi fırça çektiler ama koydu mu?I-ııh.

Salak çocuklar durmadan hastalanıp geliyorlar benimde sinirimi bozuyorlar.Normalde sadece sabah tedavisi olurdu burda 10-12-14-16-18-24-06 tedavileri var ki ilk dördünü bize kakalamaya çalışıyorlar.Yok canım ye-mez-ler!

3.gün bir güzel azarımıda işittikten sonra kadın doğum bölümüne 2 hastamız geldi.Biri çok çekingen,diğeri çok atılgan.Kadın servisine genelde hamileler NST çektirmeye(bilmeyenler için bebeğin kalp sesleri vırtını zırtını gösteren bi saçmalık) hamile olmayanlar parça aldırmaya yadaa vajinalarındaki yumurtalıklarında ki sorunlardan dolayı geliyorlar.İşte bize gelenlerden biri yeni evliymiş.Hemşire neyin var dı diyince "Şey ben yeni evliyimde 2 aydır her cinsel ilişkiye girdiğimde kanamam oluyo" dedi.Ben burda içimden "yuh pat diye söylenir mi hiç de utanmıyo cinsel ilişki falan derken" diyorum salak salak kadınla ilgili şeyler geliyor gözümün önüne kıkırdıyorum falan.Hemşire ablamız diğer hastamıza soruyor neyin var diye "parça alıncak" diyor.
Göz bebeklerim büyüyor bi anda.Çünkü parça alınması demek ameliyathane demek.Ameliyathane demek doğumhane demek.Doğumhane demek operasyon demeeeeek.(azıcık ters oldu sanki aldırmayın)
Doktor gelince yalvar yakar operasyona almayı kabul etti.Uçarak hastalarımızı alarak ameliyathanenin yolunu tuttum.Bayanlar bilir ayaklarınızı koyuyorsunuz yukarıya.Sonra uzanıyorsunuz üzerinizde her an açılıp bi yeriniz görünecek gibi duran elbise gibi bişey.Bacaklarınız yukarıda zıt yönlere doğru açık.İşte tam o bacak aranıza doktor bi sandalye çekip oturuyor be başlıyor işleme.Örtüdü birden çekti vee!Iyy kadının şeyi orda öylece bana bakıyor.Daha önce kendiminkinden başkasınınkini canlı olarak görmemiştim.İğrenerek tavana sağa sola bakarken doktor "daha önce hiç spiral gördün mü?"dedi daha cevap veremeden "Bak bu spiralin ipi" dedi çekiverdi....Kadın bastı çığlığı.Bu arada bakire kızlar bana inanın bakirelerle evlilerin şeyleri çok farklı.Tövbeler olsun hangi konulara girdim ben.
Neyse kadının şeyine sondaya benzer bişey soktu.Sonra çıkardı sonra bi daha soktu.Sonra sokup çıkarmaya başladı.Kadın inliyor dememe gerek yok sanırım....
Elindeki sondaya kan gibi bişeyler dolunca "sırada ki"dedi.
Kadının şeyi herkesin önünde açık doktor bişeyler sokuyor çıkarıyor kendisi hala "Doktor bey acıycak mı,doktor bey korkuyorum"diyor.Ben o pozisyonda şeyim açık yatıyor olsam kafamı örtecek bişeyler arardım kadın kafasını kaldırıp şeyini görmeye çalışıyor.

Diğer hastayı aldık içeri.Bu genel anesteziyle olacakmış.Anestezisyenler kadını iki saniyede küt diye bayılttı.Doktor kadının şeyine kocaman boru gibi bişey soktu sonra şemsiye gibi açtı şeyinin içini tamamen görebiliyorduk.O da ne?Kadının şeyinde kesikler var içinde yani bilgiğin vajina kesilmiş.Doktor "Vajinal yırtık" olduğunu söyledi hemde 5 farklı yerinde.İçine dikiş attı.Atarken içeriye duyan gelmiş neredeyse bi 10 kişi vardık operasyonda.Bizim hoca bile gelmiş düşünün.Doktor anestezisyenlerle muhabbet ede ede dikiyor hiç dinlemiyorum acaba nasıl oldu bu yırtıklar diye kafamda bin bir şey kuruyorum bi ara doktorun "Kadın doğumcu egzozdan araba tamir edermiş" dediğini ve ardından gelen kahkahaları duydum.Kadına acıdım sonra.Zavallı herkesin önünde kutusu açık yatıyor hiç bir şeyden haberi yok....Kadın uyanmadan önce herkes gitti bi ben,arkadaşım ve anestezi uzmanı kaldık içeride.Uzmanda kadını ayıltmaya çalışıyor.Ayılınca "Kanamam oldu mu,bu kadar kişi vardı dimi?" falan diye bana sordu."evet bu kadardık,kanaman olmadı abla" dedim.Kadın kendine gelince aldım ameliyathaneden yatağına götürüyorum.Kapı açılınca kocası geldi el ele tutuştular.Doktor ilişkide kendini kastığı için olmuştur diyordu.Ayıya bak kim bilir neler yaptıda kadın kastı kendini diye söyleneye söylene servisime döndüm ve yine 16.00 tedavilerini yapamdan hastaneden kaçtıım.

9 Aralık 2012 Pazar

Başlıksız Olsa Bu da?

Blogumu seviyorum.
Yazı yazıp sizlerden gelen yorumları okumayı seviyorum.
Yazdığınız onca güzel sözü birbirinden özel cümlerlere, cevap vermeyi seviyorum.
Blogger'ın kocaman bi aile oluşunu herkesin birbirine iyi gününde mutluluğunun bozulmaması için dua edişini,
kötü gününde düzelmesi için teselli edişini seviyorum.
İnsanların birbirni tanımadan istediği kadar özelini yazabilmesini seviyorum.
Kendimi kötü hissedince gelip size yazmayı seviyorum..

Ama şuan oturdum ölsem ağlayanım olur mu? diye düşünmekteyim.
Nasıl bir yalnızlıktır siz anlayın...

27 Kasım 2012 Salı

Bir Güler Bir Ağlar Zombi



Bi' önceki postun aksine şuan çok multuyum.Nedenini bilmiyorum amaa.Pazartesi ve salı okul günlerim geriye kalan günler stajdayım.Okul yine pek iç açıcı değildi ama eski sınıfımdan çok çok çok sevdiğim bi arkadaşımda kaldımm salak saçma bi tatlı yaptık.Gerçekten o kadar umursamaz oyun oynarmış gibi yapmamıza rağmen uğraşsak tadı o kadar güzel olmazdı.Ve haftaya yine eski sınıfımdan çok sevdiğim bir arkadaşımda kalacağım.Senin anan baban yok mu lan 16(azcık kaldı 17 olacak)yaşında kızsın durmadan orda burada kalıyorsun diyenleri duyar gibiyim.Annem nasıl olduda izin verdi bilmiyorum ama sanırım evde sıkıntıdan ağladığımı görünce dayanamadı ben bi'şey demeden kendisi kalmamı teklif etti ve tabii ki kabul ettim.Bi'de okulum uzak git gel yol çok yoruyor arkadaşım okulun yanında oturuyor bi günlük rahat edeyim diye düşünmüşde olabilir.Bahsettiğim arkadaşımdan daha önce Caze diye söz etmiştim sanırım bilmem hatırlayanınız var mıı?Caze ile bir çok şeyi beraber yaparız kaç kere beraber uyumuşluğumuz var.Canımdan çok severim kendisini.Dün yine "kanka sabahlıyozzz,uu kop uyumak yoook" modundayız saat 23.00'ı geçince bi baktık yatakda uyukluyoruz asdfghujgfds.Cidden bunu her zaman yapıyoruz.Neyse bana patates bile kızarttı,kızartma olayı çok önemli bence.(yazar burada kendisinin kızartma yapmayı bilmediğini anlatmak istiyor)
Her şey iyi güzeldi sabah olunca evin yanındaki kafe/fırın arası yerde kahvaltımızı yaptık ben okula o hastaneye doğru yürümeye başladık.Okula her zaman 1-2ders geç kalan ben bahçeden bi girdim ki ne göreyim okul kapısı kilitli daha hizmetli bile gelmemişşş.Kantin açıktı Allah'tan orada oturdum.Günümün kötü geçeceği buradan belliymiş aslında."Kapı kilitliyse bas git evine Zombi" mesajını vermiş o kapı bana meğer,ben anlayamamışım işte.Kapı açılınca içeri girdim müdürle birlikte.Selamlaştık sohbet ettik sonra ilk derse girecek olan öğretmenimde geldi bi güzel onlada sabah sabah işi götürdüm derkenn....Sınıfa geldim önceki sınıfımdan olup şuan ki sınıfımda tanıdığım tek insan olan 3 kişi ayrı ayrı mesajlar atmış.."ben bugün gelmiceem yhaa haberin olsun kamkii kaçıyozzzz arka kapıyaa gel beraber akalıım" tarzında mesajlar.Ben niyetlendim kalktım sıradan sonra geri oturdum."Ulan Zombi sabah müdürle selamlaştın hadi müdürü geç(ki geçmek mümkün değil dershaneden beter okulumuz devamsızlık yapılınca direk veli özellikle baba aranıp bildiriliyor)ilk derse girecek olan öğretmen yoklama alırken demez mi bu Zombi sabah vardı şimdi nerde?Zaten düdük kadar okul hemen göze batarsın otur oturduğun yerdee bu günde geçer 10 ders dediğin nedir kii"falan diye kendimi kandırıyorum.Neyse dedim bu sınıfa gelince tanışıp sevdiğim 2 arkaaşım daha var onlarla atlatırım bu günü.Demez olaydım onlarladan da 2 mesaj "ben okula gelmicem çok hastayımm öleyyom hocalara söylersin" diyorlar.İşte o an boku yedin Zombi dedim.10 ders nefret ettiğim 2 insan hiç tanımadığım onca kızın içinde 10 ders cehennem azabı gibi.Abartıyorsun demeyin yaşadınız mı ki hıı?!!

30 Gün Gece filmindeki gibi bana da 10 ders 10 gün gibi geldi ama bitti eve geldim,yarın stajım var 12.sınıftan sevdiklerimi göreceğimm.Bi'de aralarında en iyi anlaştığım yarın acilde çalışıyor bana söz verdi dikiş atılacağı zaman beni cağıracak hepsini ben yapacağımçAllah'ım nasıl seviyorum dikiş atmayı.Biraz tuhaf oalcak ama dua edin bana dikiş atılması gereken hastamız olsun!!

24 Kasım 2012 Cumartesi

Sıkıntı,sıkıntı,sıkıntı ve sıkıntı....

Ve bugün sıkıntıdan ölmediysem hiç bi zaman ölmem bence.
Uyandım,kahvaltıdan sonra televizyon izlemeye bi başladım ki şu postu yazmaya başlayana kadar televizyon başındaydım.Muhtemelen bu posttan sonrada akşama kadar Tumblr'da takılıp uyurum.Hayatımda ki tek heycan bloga girip yorum var mı diye bakmak varsa sevinip cevaplamak.Gerisi tamamen öyle boş bomboş....
Hiç evde oturasım yok ama dışarı çıkıp gezecek en azından eve cağırabilecek bi arkadasım olmadığı icin hayatımın en güzel yıllarını-yani en azından 16 yaş için öyle derler ben bi güzelliğini görmedim-bilgisayar ve televizyon başında geçiriyorum.Hani açıyorum bi film izleyeyim diyorum tek başıma film izlemekten o kadar bunaldım ki yüklenene kadar geri kapatıyorum..Elimde kalan bütün kitaplarıda okudum çıkıp beraber kitap alabileceğim bi arkadaşım bile yok.Kocasından ayrılmıs çevresi tarafındanda dul diye dışlanmış kadınlar gibi hissediyorum kendimi.
Hep yurtta kaldığım için oldu bunlar.2 yıl yurtta kaldım haftasonlarını da bi gün ailemle bi gün sevgilimle geçirdim.Arkadaşlarımın buluşma isteklerini hep erteledim erteledim.Eve dönüncede yakınımımda tek bi arkadaşım bile olmadığını gördüm.Keşke en azından yaşıtım bi komşum falan olsaydı çıkıp gitseydim bize falan gelseydi..
Bütün arkadaşlarım uzakta gidip gelmek zaten saatler sürüyor.Hepsi birbirine yakın bi ben uzaktayım çoğunun dershanesi var benim icin dershaneden kaçacak yada onca yolu gelip bi öğrenci için çok fazla olan yol parasını verecek değiller ya..
O kadar sıkıldım ki sıkıntıdan oturup ağladım resmen.Eve biraz daha yakın bi sağlık meslek lisesi var.Acaba diyorum oraya gitsemde kurtulur muyum şu sıkıntıdan yalnızlıktan.Bu okuluma daha geçen yıl gelmiştim oysa..Çok kararsızım gitmeliyim sence okurcanım?

Bu da şarkı diyelim tam olsun.

17 Kasım 2012 Cumartesi

Hastaneden Sesleeer


Malum hemşire olma yolunda ilerliyoruz,staj yapıyoruz yol yorgunluğu iş yorgunluğu derken blogu fena boşladım yine.Hastane bazen eğlenceli,çoğu zaman sıkıcı,genelde çok yorucu.Hemşireliği hala pek sevdiğim söylenemez ama eğlendiğimide inkar edemem.Şöyle bir düşünüyorum ben mesela 16+39 gibi bi sayıyı bile kafadan hemen toplayabilen bi' insan değilim,sözelle de pek seçeneğim yok,dil okumak istiyorum ama ezberim iyi değil,ders çalışmayıda seven birisi değilim.Hazır 11.sınıfa kadar gelmişim stajda da gayet başarılı olduğumu düşünüyorum istesemde bölüm değiştirmem imkansız gibi bişey .Bi' de okul bitincede hazır meslek falan filaan..Demek istediğim şu ki sanırım ben hemşire olacağım!

Staja ilk önce cerrahi servisinde başladım.Hani formamızı falan giydik hoca bizi ikili gruplar halinde servislere dağıtıyor.Cerrahiye gelince benimle bir arkadaşımı sizde burda çalışın diyerekten bıraktı gitti.Bizi servise getirene kadar visit saati gelmiş meğer.Doktor geldi hemşire ablalarımız hadi gelin sizde doktorla pansumanlara katılın dediler,tamam dedik.İlk gün visitde ne gördüm biliyo musunuz?!HEMOROİD PANSUMANI.İçim dışıma çıkmaktanda beter olduu.Cerrahide 6 hafta geçirdikten sonra pek sevgili hocamız elimizden tutup hoop dahiliye servisine bırakıpda kaçtı bizi.Dahiliye ne yoğun,ne yorucu bir servişmiş!Bu kadar insan,nasıl bu kadar hasta olur burda gördüm ben.Son günlerde hastalarımızı taburcu ettik  çarşamba günleride 12.sınıflarlar beraber staj yaparken baya samimi olduk onlarla.Beni çok sevdiler bende onları.Onlarla takıldıkça eğlenceli ve yapmaya hevesli olduğum ne varsa yaptırdılar bana!Mesela kan almayı,dikiş atmayı nasıl seviyorum bilemezsini kiiii bunları yalnızca 12.sınıflara yaptırıyorlar.Bende onlarla abla kardeş gibi olunca istediğim kadar kan alıyorum,damar yolu açıyorum,dikiş atıyorum..Kulağa psikopatça gelebilir ama gerçekten çok eğlencelii.12.sınıfa giden ablalarım abim(yalnızca 1 tane erkek hemşire adayımız varda ihihihiihhhi)bana bi'şeyler öğretmeyi çok seviyorlar durmadan "kuzu gel dikiş varmış,kuzu gel damara girelimmm,açık kırık varmış koş kuzu!" diyerekten bana yardımcı oluyorlar.Hatta acil servise gelen ilginç vakalarda telefonuma bi mesaj geliyor koşa koşa acile gidiyorum falan Doktorlar dizisine döndük iyi ce.

  Bu çarşamba günüde bir dile dikiş attık,iki de açık bacak kırığı gördüm.Bildiğiniz kadının kemiği dışarda idi.Başta kırmızı kanlı görünen bacağı temizleyince bembeyaz kemik görününce arkama dönme hızım saniyenin 5'de 4851785152642165845 kadar falan bi'şeydiii.Kadında inleyip duruyor "ahhh ımmmmm ay oh" falan yapıyor(hepimizin aklına aynı şey geldi inkar etmeyelim şimdi!!)Doktorda sonunda dayanamadı "Bu sesleri çıkarınca ağrın mı geçiyor sus be kadın" diyiverdi.Orda gülmemek için nasıl kıvrandım anlatamamm.Kemiği yerine koyarken çıkan seslerde içimi çok çok çok çok şeetti her yemek masasına oturduğumda midem bulanıyor aklıma geliyoo.Neyse efendim kapatalım bu kemikli dikmeli konuları.Son bi hastane anımıda anlatıp gidiyorum.Yazmayınca yazmıyorum yazıncada susmak bilmiyorum biliyorumm,biliyorum...

Gelelim anlatacağım olaya.
Dün bir hastamızı taburcu edecekken idrar sonuçları çıkmamış yaşlı kadını bu yüzden bekletip duruyolar.Hemşire ablalarımızdan biri bana sekreterimize gidip sonuçları acil alıp gelmemi söyledi.Servisimize ait bi sekreter ablamız var dünya tatlısı bana sonuç almayı falan öğretti.Ablamın yanına gittim baktım yerinde yok.Geçtim bilgisayar başına sonuçları aldım yazdır yapıyorum yapıyorum yazıcı çalışıyor bi türlü,kağıt çıkmıyor.Yazıcıyı açıyorum kapatıyorum,kağıtları düzeltiyorum,bilgisayarı kapatıp açıyorumm,yok yok olmuyor!Sinirlendim yazdır tuşuna tecavüz ettim resmen ama sonuçların çıktısını alamadım.Sonra odada ki telefon çalmaya başladı açmadım kapattım bilgisayarı çıktım.Öğleden sonra başhekimin odasına gittim almaya çalıştığım sonuçlar durmadan oradaki yazıcıdan çıkıyor herkes küfürler ediyor noldu bu yazıcıyaa ya durduramıyoruz diyorlar.Arkaaşlar meğer yukardaki yazıcı bozukmuş başhekime yönlendirmişler ben yukardan yazdır yaptıkça aşşağıdan çıkıyormuşş.Meğer yazdır tuşuna tecavüz ettikten sonra başhekim odasında bir sürü çocuğumuz olmuşda haberim yokmuş!Tamam iğrençti kabul ediyorumm....


24 Ekim 2012 Çarşamba

Saçımı Yenileme Çabalarım Vol1

12.sınıfa hergün birazcık daha fazla yaklaştığımı fark ettim ve sonra dedim ki "Zombi kızım saçlarının kırmızı olmasına şurda kaldı 2 yıll."Kendi kendime böyle konuşup mutlu olurken aynaya baktım.Allah vergisi pırasa saçlara sahip olmanın yanında saç rengim siyah.Evet evet bildiğiniz siyah kahverengi falan değil yani,normal her insanda sabit olan saç rengine sahip biriyle yan yana geldiğimde "Ayy saçların ne güzel dümdüzz ya düzleştirmiyosun diiğmii senn?"sorusundan sonra en çok "aa zombi saçların siyaha mı boyalı senin?"sorusuna maruz kaldım.Saç konusunu düşünürken düşünürkenn çok kırık yaa dedim ve kendimi kuaförde buldum.Omuzlarıma kadar düz kestirdim çıktım.Biraz açık renklere boyayayım dedim ve gittim tam şu boyayı aldım:


Arkadaşım geldi boyamaya bi de.Boyarken eldiven yırtıldı kızın eli zenci gibi kaldı ortadaa onu geçtim boyayı yanağıma,anlıma falan değdirdi ikimizde kızılderililerin savaşlarda yüzünü boyamış haline döndük oturduk.Süre dolunca yıkadım saçlarımı ne boyanın üstündeki kadınla alakası var nede saçımdan 1 gr renk açıklığı var hala kapkara.Bi iki gün geçtikten sonra azıcıcıcık açıldı haftaya bi daha boyamayayı düşünüyorum bakalım.Bu azimle gidersem 2 yıla saçımı açık kahverengi yaparım ben.Evet evet olucakk

24 Eylül 2012 Pazartesi

Ne Gerek Vardı Ki Şimdi Bunca Ayrılığa?


Normalde kimse okula bizim sınıf gibi bayıla bayıla koşa koşa gitmiyordur eminim.Bugüne kadar tam 5 okul değiştirdim ama hiç bi sınıfta birbirimize bu kadar bağlı bu kadar yakın olmamıştık.Herkes tatile gün sayarken biz tatilde okulun açılmasına gün saydık,birbirimizi görelim eğlenelim diye düşünün ne kadar mutluyuz birlikte.Hem bu sınıfıma geleli bi yıl oldu ama..Bizi ayırdılar.Öyle mutsuzum umutsuzum ki.Zaten kafamı karıştıran içimi parçalayan salak saçma bi duygu var tüm tatil boyu "okul açılsın hepsi gececek" diye avuttum kendimi okulun ilk günü heycandan uyuyamadım bile.Gittim okula herkesle sarılıyoruz şakalaşıyoruz herşey öyle güzel ki okulda öyle mutluyum ki derken zil çalıyor herkes sıraya geçiyor çömlerle dalga geçiliyor....Sıra müdürün konuşma faslına gelince 11-A olarak yüzümüzdeki gülümseme dondu kaldı.Bu yıl ki staj nedeniyle sınıflarda değişiklik yapılmış.Bizim sınıftan yalnızca 4 kişi farklı bir sınıfa gönderilmiş ve bu 4 kişiden biri benim!Ne kadar güzel değil mi?Bu kadarda değil daha önce yazmıştım bilirsiniz belki Markacı ve Küçük Kaşar diye bahsettiğim iki insanla aynı sınıftayız!Durun durun bu kadarıda kesmiyor beni devamı da vaar,günde 10 saat dersimiz var 24 kişilik bir sınıfta Kaşar Markacı ve Ben bi arada!E niye bu kadar büyütüyorsun sınıf değiştiyse nolcak aynı okuldasını diyenleri duyar gibiyim ama yok öyle bi dünya.Biz stajdayken onlar okulda,onlar okuldayken biz stajdayız.Üstelik bu yıl yurttada kalmıyorum ta 1 buçuk saatlik yoldan iki gün okula gidip dönüyorum.3 otobüs değiştirip sabah saat 5.30 da uyanıyorum tüm bu eziyetler okula gidip Bayan Kaşarı görmek için olsa gerek!Staj yerimde okula 45 dk falan uzaklıkta sanırım,haftasonuda herkesin dershanesi var yani diyorum ki artık 12.sınıftan mezun olurken falan görüşebiliriz........
Şu sınıf değişimini yaptıkları ilk gün sevmediğim insanlarla aynı sınıfa 10 saat derse girdim kısaca şöyle öztleyeyim siz anlayın gerisini; evde babamla maç izlemek gibi,annenizin  şu bulaşıkları yıkayabilir misin demesi gibi,küçük kardeşinize bakmak zorunda olup arkadaş grubunuzla takılamamanız gibi,kışık soğuk fermuarın vücudunuza değmesi gibi...
Sevmediğim insanları geçtim sınıf çok çok çok aşırı sessiz ki böyle durumlara hiiiiç alışık değilim.Okulu inleten bir sınıfa sahiptim her zaman.Burda hoca espri yapıyor çıt çıkmıyor,e ben durmadan hocayla konuşsam gülsem falan çok göze batıyorum bildiğiniz mal gibi.
Ertesi gün okula gittik müdür bize sizi eski sınıfınıza aldım hadi staja demesin mi?!Koşa koşaaaa gittim staja.1 hafta bitti yine ayarlayamamışlar biz 4 kişiyi yine attılar o sınıfa.Bi de şöyle bi durum  var ki 11ler içinde sadece biz 4ümüzün gittiği hastane ücretli staj yaptırıyormuş.Herkes para alamamaktan şikayetçi durmadan müdürü sıkıştırıyorlar ama benim tek derdim sınıfıma dönmek.Beni sınıfıma geri versinler ücretsiz staj yaparım 3 gün değil 5 hatta 7 gün staj yaparım da beni duyan dinleyen yok.Moralim -656658581546 gibi bişey oldu okula gitmedim yarında gitmeyi düşünmüyorum sadece staja giderek eğitimime devam etmek istiyorum.Sınıfımı istiyorum.Caze'mle okulda salak saçma gezinip herkese el sallamayı,A'nın sınavdan önce kitapdaki cümleleri noktasına virgülüne kadar ezberlemesini ,B'nin ağır ağıır gülüşlerini ,C'yle durmadan sıra altından fotograf çekilmeyi,D'ile yemek yiyip yiyip doymamayı,Caze ile birilerini sıkıştırmayı bile özledim lan.Kafanızı yeterince karıştırdığıma göre ben gidebilirim diyeceklerim bu kadar.

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Neler Oluyor Hayattaaa


En son anlatmayı nerde bıraktım hatırlamıyorum ama bi yerden başlamak lazım.Bütün yaz yattım yattım şimdi geldim hepsini yazmayaa.Okul açıkken cidden daha iyi yazılıyor tadı kalmıyo buraların yazın.
Öncelikle Foça çay bahçesiyle kafe arası bi dükkan holdingin'i sattık.Daha açalı bi yıl olmuştu ama sattık çünkü ortaklarımız durmadan para çalıp bizi ayakta uyuttuklarını sanıyorlardı.Dükkanda kasa yok.Aslında varda hesap kasaya ödenmiyor elden alınıyor.Böyle oluncada adamlar ceplerini dolduruyor akşama hepsini çıkarmıyorlar.4 -5kişi günlük ceplerine rahat 500Tl indiriyolardı.Babamla bu durumu çoktan fark etmiş olmamıza rağmen hiç bi şey yapmadık.Benim tüm "Baba onlar çalıyoo bizde çalalım nolcak bizim dükkanımız değil miiiii" demelerime rağmen babam razı olmadı ve ortalığı bırakmanın daha hayırlı olacağı sonucuna vardı.Ve artık "Foça çay bahçesiyle kafe arası bi dükkan holdingin"in kızı değilim.Oysaki çok sevmiştim bu ismi değil miLavinya'cım.
Dükkanı satınca babamda özgürlüğüne kavuştuktan sonra Zombi bu yıl dersaneye gidecek mi gitmeyecek mi diye tartışılmaya başlandı evde.Bende Aliağa'da gezip tozarken durmadan "ücretsiz bilmem ne dersanesi belediyemiz tarafından şeedilmiştir" tarzında afişlerden etkilenerek Aliağa'lı bir arkadaşımla bu dersaneye gitmeye karar verdik.Gittik görüştük falan.Meslek sınıfı açmak yerine bizi 12.sınıflarla ÖSS hazırlığa almaya karar verdilerr.Azcık gerilmedim değil hani 12.sınıflar sonuçta.Ve asıl bombayı tahmin et okur?Edemedin değil mi?SAYISAL SINIFTAYIM.
E ne var bunda dediğinizi duyar gibiyim arkadaşlar ama şuna bakmalısınız önce.Şimdi ne olduğunu anladığınıza göre halime acıyabilirsiniz.Umarım bu yıl bi mucize olurda beynimdeki sayısal bölüm çalışmaya başlar tabii öyle bi bölüm varsa beynimde.

Bi de staja başlıyorum bu yıl nasıl heycanlıyım belli değil.Bir sorunum daha var ki ben tansiyon ölçmeyi unuttum.Gülmeyiniz lütfen herkesin başına gelebilir?Gelemez mi?İnsallah tanıdık falan okumuyodur hastanede bana yanaşmaz millet asdfasdasd.

Tatilde fazla film izleyip kitap okumadım bu defa azıcık pişmanım ama evde oturmaya pek vaktim olmadı çok gezdim valla inkar etmeyeyimde.Evde kaldığım zamanlarda yaptığım şey bol bol çikolata yemek oldu.Cidden bağımlı oldum hergün en az 2 tane çikolata yiyorum.Böyle sigara bağımlıları nasıl uyanır uyanmaz "Bir sigara içeyim yaa" diye düşünüyorsa aynı o "Çikolataağğh" diye açıyorum gözlerimi.Ha bi de sevdiğim oğlan vardı benim diğmii.Nasılda unutmuşum!Cidden unuttum.Alıştım yani.Hiç ağlamıyorum hiç acıtmıyo aklıma geliyo bazen ama o kadar.Facebook sifresi hala aynı idi bunun.Bi kere girdim biri sormuş Zombi'ile neden bitti diye.O da şiddetli geçinsizlik demiş.Başka bi kıza aşık olduğunu falan anlatmış ablasına kız bunu istememiş falan filan aman neyse sonra okumayı bıraktım girmiyorum da.Hayatıma devam ediyorum yaşamaya başladım tekrar nefes alıyorum.Bütün herşeyi hiçe sayıp şunu düşünerek her yolu denedim.Ve denemeyi bıraktığımda sevmeyide bıraktığımı fark ettim.Artık mutluyum huzurluyum beklentim yok üzüntüm yok.

Daha çok şey var onlarda ayrı bir post konusu olsun hepinizi özledim çook.

5 Temmuz 2012 Perşembe

Her Sabah Kalktığımda Düşüyorum Bi' Boşluğa

Abi ben kötü bi'şey yaptım ilişkimin içine ettim.Araya başkasını sokup araya soktuğumun başınıda yaktım.Sonra tamamen gitti diye oturdum arkakasından ağladım geri gelmedi...Benim hala umudum var nedense.İçim çok tuhaf böyle.O da bir hırslandı bende senin gibi başkalarına gideceğim bundan sonra falan gibi bi'şeyler de dedi ve yapıyor,gördüm.Derdim neydi bilmiyorum kendi kendimin başını yaktım şimdi oturdum dert yanıyorum.Şuan ki en iyi planım;beklemek.Bir ay kadar beklemeyi düşünüyorum.Dönmezse bitmiştir.Yani ne bileyim yapcak bişey yok ama ölüyorum işte.Bi gelse valla billa bi daha salak saçma davranmam ama inanmıyo bu zamana kadar hep ben yürüttüm bu ilişkiyi bi kere dinlemedin olayına giriyo ve haklı.Her konuda gerçekten haklı hepsi benim mallığım.Her boku yiyen ben olduğum gibi oturup ağlayanda benim.Şimdi aklıma gelmesin diye sürekli kendimi oyalama peşindeyim de uyku öncesi o anlardan birinde acıdan,özlemekten,kıskançlıktan,pişmanlıktan falan ölebilirim.Babamla işe gidiyorum çoğu zaman.Orda da aldım başıma belayı.Hergün farklı bir belada buluyorum kendimi yahu bu kadar ekşın fazla geldi bana.Bizim Foça'da çay bahçesiyle kafe arası bi dükkanımız var hala çözemedim ne olduğunu ama neyse neysee..
Ne zamandır gitmiyordum ben oraya.Teyzemler geldi ankaradan kuzenimle.Baktım çalışanlar değişmiş 2 kişi almışlar yeni.Birisi genç böyle baya yakışıklı çok tatlı falan ama baya artist 18 yaşında imiş,diğeride güler yüzlü çok yapışkan ama iyi biri gibiydi........Orda çalışan abiler bana hep iyi davranır,şakalaşır,dalga geçer,iltifat eder kısacası arkadaş gibi davranırlar.2.bahsettiğim şahısta öyle davranmaya başladı.Ordakilere alışkın olduğumdan onuda normal gördüm meğer adam niyeti bozmuş.Gülümsüyordu bende gülümsüyordum doğal olarak.Bi iki gün gülümseştik-onedemekse-boşları topluyorum hopp "dur ben alırım ya" diyor,mutfağa giriyorum "dur dur sen git ben getiririm çayları"diye atlıyor falan filan..2-3 gün böyle geçirdik işte.Bir gün de peçetelere çatal bıçak sarılacak almış gelmiş çatalları masaya koydu peçete getirmeye gitti bende boştum oturdum yardım ediyorum.Servis yetişmeyince kalktı bu,getir götür yapıyor bende peçeteyle çatalla boğuşuyorum.Yanımdan geçerken "Çok güzel olmuşsun bugün"dedi bende doğal olarak teşekkür ettim.Sonra baktım her geçişinde "çok güzelsin" diyor ama aklımın ucundan bile geçmez öyle bişey olcağı yahu.Abilerim onlar benim yaa modundayım.Neyse ben tam bitirdim çatal peçete olayını siparişleri yazdığı not defteriyle kalemi koydu geçerken "Numaranı yazsana" diyip de gitti.Ben ne yapcağımı ciddi ciddi şaşırdım.Kalemi aldım yazıyordum az kalsın.Neden istedi ne oluyo ne numarası falan diye düşünürken bi baktım masadan kalkmış babama doğru yürüyorum.Tam ispiyonlayacaktım ki karşıdan bana baktığını gördüm "Baba ya çok sıkıldım ne zaman eve gitcez" dedim.Allah'ım hergün eve aynı saatte gidiyoruz biliyorum hem de yeni geldik söylediğim şeye bak.Babamında o an beni takcak hali yoktu pek mutlu oldum.Salla dedim kendi kendime işime devam ettim olmadı.Durmadan yalnız yakaladığı yerde numaranı ver nolur numara numaraaaa numarann lütfen nolur diye diye gezinip durdu.Ertesi günde,diğer günde ve diğer gün ve diğer gün...3 gün falan gitmedim Foça'ya dün gittim baktım adam yüzüme bakmıyor.Yalnız oluyoruz hemen gidiyor ağzını açmıyor.Ne oldu anlamadım.Ayrıca ve üstelik 20 yaşında olduğunu söyledi.Böyle bi atarlı davranıyor ki sormayın ulan 3 gün önce yalvaran bendim sanki.Öyle böyle değil görseniz yeni ayrıldıkda aynı ortamda çalışmak zorundaymışız gibi bişeyin içindeyim şuan.
Diğeride durmadan geliyor aklıma.Bin bir kızla işi götürüyordur biliyorum.Bende mi aynısından yapsam demiyor değilim arasıra ama yok yok.Beklemek en iyisi.
Bir gün belki,bir gün.

16 Haziran 2012 Cumartesi

Merabaa

Madem ifşa olduk aha bu da ben.
Odam çok kırmızı ya.
Tenim nasıl beyaz saçlarım nasıl kızıl çıkmış.
Yüzümde güzel çıkaymış bi sorun olmacağmış amaa.
Esmerim ben aslında.
Tişörtümde çok sevdiğim birinden hediye.
Ha bi de o bileğimdeki toka hiç çıkmaz.
Neyse buralardayım ben kimse yazmayınca yazasım gelmiyo benimde ama.

8 Haziran 2012 Cuma

Bu Da Benden 206'ya



Ya şimdi yine yakın çevremden birileri okuyo burayı napsam anlamadım ki neyse çekincek bişeyim yok buyrun bunuda okuyun ya :D Hey Allah'ım yazdığım her kelimenin bu kadar olay olacağını bilmezdim.Önce okulda kızın birini dövdüm sonra annem babamın tüm güvenini kaybettim disiplinlik oldum ve sanırım burayı okudukları için yurttakilerde böyle soğuk davranıyor.Abi çok meraklıysanız açın çekmecemdeki kilitli defteride okuyun.Ben sinirlenir gelir sinirimi burda boşaltırım.Birine kızar gelir burda küfür ederim iki dakika sonra sinirim geçer biter.Sinirlenince aklımdan neler geçtiğini bilmek isterseniz rahat rahat okuyunn.Bi kere sizi yermek kötülemek için mi yazıyorum.Benim en büyük eğlencem yazmak.Düşüncelerimi değiştiremezsiniz.Yada bi kavga anında yazdığım şeyler tamamen gerçek düşüncelerim değildir.Sizde beni yazarken" koca burunlu salak bi sevgilisi var gece gündüz ondan bahsediyor,iyi gbi kötü gibi bilemiyorum."yazabilirsiniz ya da "hayatimda gördüğüm en aptal,en kaşar,en mal kız hiç sevmiyorum."da yazabilirsiniz.Bu sizin dünyaniz buraya yazdigim ne varsa bana ait.Hiç birinizin giripde okuyup neden böyle yazdın demeye hakkınız yok.Buraya yazmasam deftere yazarım kime ne size ne?ben sizin özelinizi karistiriyor muyum,okumayin madem.görmek istemeyen okumasin.benim hakkimda yazma ne ya,gidin sizde yazin isim mi verdim adres mi dagittim istdedigınizi söyleyin ben yazdğim biseyi silmicem ve kapatmayacagim burayi.Israrla adresi bulup bana mesaj atmak neyi değiştirir.Döveceğinden falan bahseden bile oluyor.Yazmıcaksın kızım silceksin onları ne ya?Sanki bütün yazılar sizden bahsediyor sanki bütün dünya burayı okuyor.Kendi çapımda eğleniyorum,deftere değilde bloga yazıyorum ikisi arasında hiç bir fark yok.Sizde zorlaya zorlaya gelip okuyup bana çatıyorsunuz.Ben aklınızdan geçenleri okuyup size öyle düşünme benim hakkımda diye bağırsam neyi değiştirebilirim.Bu böyledir.Bir de okuduklarımı anlayamama sorunu var.Sinekden bahsederken mesela onu daha tanımadan etraftan duyduklarımı yazdım sonra benim ağzımdan çıkmış gibi anlayarak bana dövcem kızım seni diyor bende burda gülmekten ölüyorum.Benim hakkımda yazmayacaaksın ne ya cidden gülüyorum.KARIŞTIRMAYIN ARTIK BLOGUMU.RAHATSIZ OLAN OKUMASIN BENİ BU YÜZDEN SİLEN SİLSİN.yüzüme gülüp arkamdan konuşuyona getirdiler muhabbeti ya böyle bişey gördünüz mü.Kalkıp gelin istemediğimi bildiğiniz halde okuyun sonra sil onu deyin.Ben defter kullanmıyorum burayı kullanıyorum isteyen okur isteyen okumaz.Kimse tehtid falan da edemez.Kimseyi salladığım yok.

2 Haziran 2012 Cumartesi

Cerrahi Böyle Kurtarılır Beylerr

Dönem başında 6 tane zayıfım vardı benim sonra iyice saldım ben hangisini kurtarcam ya olmayacak bu böyle diyerekten.Az önce e-okula bir bakayım dedim karşılaştığım sonuçla beraber delirmemek elde değil.

Valla mutluluktan yazamıyorum ya kendimi browniye verdim o derece yani.

Geleceğim ama yine.

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Ya Ben Müdürü Öldürürüm Ya da Müdür Beni

Bizim okulun müdürü kadar salak bir müdür yok emin olun.Kendisinin saçları tahminimce 1997'den beri permalı,2004'den beri sarı,tırnakları her banyodan sonra kırmızı ojeli,yaz kış demeden çekiyor altına mini eteği.Sonra benim diz üstünde olan(dizimin üst kısmında demiyorum tam dizimi kapatacak şekilde)olan eteğime 1 yıldır kısa kısa kısa pantolan al pantolan al diye diye diye bıktırıyor beni.Pantolon aldığımda ne diyor tahmin edin "Tayt gibi kızım üstüne oturan olmayacak"!!!!!!.Tenefüslerde sınıftan doğru düzgün çıkmıyor kimse bu etek olayı yüzünden.Ya okuduğum ilçede tam 8 tane lise var en uzun eteklere sahip olan okul biz olduğumuz halde kadındaki baskıyı görmeniz lazım.O boyuttaki eteklerimizle hergün bizi kenara çekip eteğin beline bakıyor,hergün katlamadığımızı görmesine rağmen tatmin olmuyor.Zaten saçımızı inek yalamış gibi yapmadan okul kapısından içeri giremiyoruz.Okulda parmakla gösterilecek kadar az erkek var bizi heryeriniz ortada demesine anlam veremiyorum.Yine bi gün çekti kenara etek kısa diye.Sonra hocallardan biri "Bir tek iç çamaşırlarınız görünmüyor bizi o zevkten mahrum bırakıyorsunuz ama olsun." demesi hakaret değilde nedir?Diğeride "Sizin yüzünüzden erkek arkadaşlarınız durmadan yere kalem düşürüyor arkadaşlar."Derken kendini endüstri meslek lisesinde falan mı sanıyordu?Sınıfımızda 1 tane erkek var??Diğer sınıflarda en fazla 4 neyin kafasını yaşıyor bunlar anlamıyorum.Ha bi de kendi kızı 8.sınıfta hergün geliyor,eteği dizin üstünün 5455556559 kat üzerinde.Geçen günde gelip "Olmuyor böyle sahip çıkamıyorum artık etek boylarınıza formaları değiştiriyorum sadece pantolon yapacağım yeni kataloktan bakıyorum." demesi yok mu?Eh be kadın git bi aynaya bak sonra dön bi kızına bak ondan sonra gel bana "Heryerin meydanda" de.


4 Mayıs 2012 Cuma

Evrenin Benimle Bir Sorunu Olduğunu Bu Yazıyla Kesinleştiriyorum

İyi olan notlarımın(bana göre iyi olanlar yani iyi dediysek iyi bişey sanmayın)sürekli yükseldiği fakat 0'larımı ancak 1'e yükseltebildiğim günler hayatımı karartmaya devam ediyor.Yazın sınava kalacağım diye üç buçuk atıyorum resmen..Sadece atıyorum yani havaların ısınmasıyla içimdeki 1'lik ders çalışma istediği 0000...0'a indi resmen.Ne bir kitap yüzü açıyorum,ne ders dinliyorum.Pek sevgili sıra arkadaşım olan kendisinden şu yazıda bahsettiğim adını Gıcık ilan edip de bir daha hiç bir yazıda ismini kullanmadığım kişiden bahsediyorum.İşte onunla bütün gün sıra altından üstünden sağıdan solundan fotoğraf çekilip tenefüslerde oraya buraya koşturuyoruz, kalan zamanlarda da kendi oluşturduğumuz anlamsız dansımızı edip bir güzel eğleniyoruz.Sınav zamanı geldiğinde de çalışkanlar bölgesi olarak keşfettiğimiz kızların arasına dalıp kopyanın dibine vuruyoruz.Yemin ediyorum gözlerim sağa kaydı artık Gıcık'ın kağıdına bakmaktan onun gözleride öne doğru belirginleştiğine eminim.

Ha bi'de sınıfta sürekli takdir alan 4 kişiden 3'ünün bana bayılmasına bayılıyorum.Bi tanesi aştı kendini gece gündüz beni öpüp çok güzel kokuyosun diyor,bedavaya koklatmıyorum okur korkma karşılığında teşekkür almaya niyetlendim.Hadi hayırlısı.

Başlamaktan korktuğum okul artık hayatımın en eğlenceli yeri diyebilirim.Sınıfımı öyle çok seviyorum ki hayatım boyunca böyle bağlandığım gruplaşma denen şeyin olmadığı 2.sınıf burası ilki de 8.sınıftaydı.8.sınıfta ben sınıfa alışıp ortamlara akmaya başlayana kadar mezun olmuştuk, hala onu atlattım sayılmaz arkadaşlarımı özleme konusunda yani.Bu yılda sıkı sıkı bağlandık gidiyoruz derkenn staj sorunu çıktı ortaya.Herkes farklı evine yakın hastanede yapacak,bizim sınıfın en can ciğer olduğum kısmı A hastanesinde,bense ve aramız kötü değil ama çok samimi değilim,arada konuşuyoruz,bizim sınıftan, iyi kızdır yaa'ların bulunduğu 5 kişiyle B hastanesinde olacağım.Bu da sınıflarımızı ayıracaklar anlamına geliyor.Stajlarımız aynı gün olmadığı için.Aynı zamanda diğer hemşirelik sınıfındanda gelenler varmış B hastanesine.Bu kişilerin içinde kim olsa beğenirsiniz?Küçük Kaşarr!!Evet evet yanlış okumadınız!KÜÇÜK KAŞAR DİYORUM.Bu kadar şanssızlığı bir kendimde gördüm bi de Talihsiz Serüvenler Dizisi'ndeki veletlerde yeminle.Cidden evrenin benimle bi alıp veremediği olduğunu düşünüyorm.Her zaman böyle oluyor ne zaman bir ortama alışsam hooop istek dışı ama zorunlu olarak ordan ayrılıyorum,yenisinide sevdim diyelim hoop hiç beklenmedik bişey oluyor ordanda ayrılıyorum.Gel gelelim bi yeri sevmeyeyim orda kalmak zorunda kalıyorum.Sınıfımdan nefret edip yurdumu çok sevipde okul için yurduda bırakmak zorunda olmam gibi veya seneye sınıfımdan ayrılıyor olmam gibi ya da yeni sınıfımdaki bütün tiplerden nefret etmem,özellikle Küçük Kaşar ve çetesiyle aynı sınıfta olacağımı da bilmem ve o sınıfa gitmek zorunda olmam gibi.O sınıfı hiç sevmeyip ama 2 yıl orda okumak zorunda olacağımıda biliyorum.Allah'ım onunla aynı serviste 40 dakika..Servisi bırak,3 gün aynı hastanede..Hastaneyi bırak,2gün aynı sınıfta beraber tam 10 ders geçireceğiz..Okul idaresi bizi birbirimizden uzak tutmak için elinden geleni ardına koymadı bu konudada bir güzellik yapmasını umut etmekten başka bir şey gelmiyor elimden.Allah'ım bi deprem olsun sadece üst kattakiler Küçük Kaşar'ın odasına düşsün yukardakilerede ,oda arkadaşına da bişey olmasın bi tek o ölsün,bi gün aritmi krizine girip top gibi yerde yuvarlanırken o krizden hiç çıkamadan gebersin,yolda kuduz bi köpeğin saldırısına uğrayıp veya sevgilisinden AIDS kapsında ölsün.Neyse orası sana kalmış Allah'ım bir yolunu bulup da şu kızı öldür Yarabbim.Amin.

24 Mart 2012 Cumartesi

Ben Sadece Yaşadığımı Belirtmek İste-

Açlık Oyunları vizyona girdi ve ben hala burda bunu yazıyorum.Evet benim yaşadığım ve okuduğum ilçeye henüz film gelmedi ve benimde başka yere gitmeye vaktimin olmaması adeletsizliklerin en büyüğü.8.sınıfta okumuştum ve filmi çıkar diye bir umutla beklemiştim her zaman derken bu konuyu burda bırakalım bence.

Şu aralar içim içime sığmıyor nedendir bilinmez.Farmakoloji'den 70 almanın sevincini henüz atamadım sanırım üstümden.1.dönem karnemdeki 1'lerin en büyüğü olur da kendileri.Öyle çok sıkılıyorum ki iki kelimeyi bi araya getiremedim yahu.Im şey çarşamba günü benim doğum günü şeyimmiş.Ben NİKON istiyorum ben ELEKTRO GİTAR istiyorum.Ben İYİ NOTLAR almak istiyorum.İçimde bi'şeyler oluyor anlam veremiyorum.Bir sürü KİTABIM olsun istiyorum.Böyle salak saçma şeyler isteyip ota boka mutlu olurken twitte PuCCa'nın "21 Nisan Cumartesi 14:00 da İzmir Kitap Fuari nda gorusuruz ☺" yazdığını görmek de beni ciddi anlamda mutlu etti.

Neyse efendim bu kadar saçma salak karışık bi giriş yaptığıma göre bundan da bahsettemenin yeri ve zamanı.Hayatım hareketlendikçe hareketleniyor.Markacı'nın sevgilisiyle çok yakın arkadaş oldum derken onun da bir arkadaşıyla tanıştım ki ondan Alacalı diye bahsedeceğim.Markacı'nın ki de Orço olsun.Alacalı bana abayı yakmış 2 defa çıkma teklifi etti çok hoş çocuk gerçekten ama ben hala diğer pislikle beraber olduğumu söylemiş miydim?(Bu da ayrı bir yazı konusu uzun zaman yazmayınca böyle oluyor işte)Yakında uzun uzun yazmam gereken şeyler olduğunu hissediyorum ama şimdi cidden uykum geldii

3 Mart 2012 Cumartesi

Zombi'ysem Günahım Ne?


"Son iki yazımın esrarengizce ortadan kaybolduğunu fark etmişsinizdir ve adresimin değiştiğininde.Hepsi yurttaki bir aptal yüzünden oldu.Hepsini anlatacağım blog yüzünden disiplinlik oldum ve şunları yazarken bile tedirgin oluyorum,kendinize iyi bakın ve kimseye güvenmeyin!"demiştim ve açıklamak için geldim efendim.

Şimdi yurtla ilgili yazdığım yazıyı hatırlayanınız vardır elbet(Biz dört kişiydik Ben,Markacı,Cırtlak ve Böcük başlıklı yazı)o yazı artık yok orası ayrı konu.Efendim Böcük burayı biliyor demiştim.Blogumu kimseye vermemeye yeminliydim ve yeminime sadıktım ki aynı laptobu kullandığımızdan bir gün son kullanılanlardan silmeyi unuttuğum blog adresime ulaşan Böcük'le aramızda bi'takım çok özel ve gizli salak saçma şeyler bulunduğundan bi'şey olmaz dedim ve rahat rahat yazmaya devam ettim derken günlerden bir gün,durduk yere fake bir hesap açıp milleti ekleyesim geldi.Açtık arkadaşla ekliyoruz böyle tanıyor olabileceğin kişiler çıktı ekledik bizde sonra bu kişiler içinde Böcük'ün hoşlandığı çocuk varmış.Böcük'de yurttakilere toplu mesaj atmış şu fake hesap kimin bilen var mı diye.Markacı'da hepimizin demiş.Bu arada olay haftasonu geçiyor Böcük evde.Geldiği günde Markacı'yla geçen yıldan beri iyi geçinemediği bir kız ile kavga ettiler.(İleride çok bahsedeceğim bu şahsiyetten adı Küçük Kaşar olsun.)Böcük'de o günlerde Küçük Kaşar'la arkadaşlık etmeye başlamıştı.Odalar yan yana ama Küçük Kaşar ve Markacı faceden mesajlaşarak tartışıyorlar derken Küçük Kaşarı'mız hızını alamadı Markacı'nın takıldığı kişilere laf atmaya başladı son olarak bi mesaj attı bende Markacı'nın yanındayım mesajın sonunda benim blog linkini görmemle kafamdan kaynar suların boşalmadı bir oldu.(Sanırım Böcük hoşlandığı çocuğu elinden alacağız endişesiyle adresi verdi ve Markacı,Cırtlak vırt zırt yazısını gösterdi bu kaşara,amaç tamamen aramızı bozmaktır.)Markacı ve Cırtlak hakkında yazdığım iyi ve kötü şeyler dışında daha neler neler var arkadaş tek sorun o yazı falan değil yani!Bunu görür görmez kapıyı açtım ve Küçük Kaşar'ın odasına daldım(bu arada bu karaktersiz insandan bahsederken büyük harf,kesme işareti kullanmanın ne kadar gereksiz olduğunu hissediyorum.)Böcük yerde oturuyor Kaşar'ın elinde laptob bana bakıyor önce Böcük'e sonra Kaşar'a bağırdım çağırdım "Sana güvenmiştim insan sanmıştım sıfatsız"diyerekten odadan çıktım ve kendi odama gidip yazıları silmeye başladım ki aklıma okuyucuya kapatmak geldi 2 yazıyı sildikten sonra dank etti.Zararın neresinden dönülse kardır diyerek gizlilik ayarlarınıda hallettim elim ayağım titriyor ama onca yazı geliyor aklıma nasıl kötü oluyorum.Tam sakinleştim derken cırtlağımsı bir ses o da ne Kaşar Biz Dört Kişiydik yazımı okuyor bağıra bağıra!Tekrar daldım odalarına aldım elinden laptobu kapattım her şeyi.Kapatırkende saydırıyorum tabii.Abi odada dört kişiler biride çıkıp demiyor ki çık odamızdan bırak bilgisayarımızı falan diye hepsinde göt korkusu tavan yapmış durumda yani.Bir an benden mi tırsıyor lan bunlar diye düşünürken gülüp karizmayı çizdiriyordum az kalsın.Kaşarın laptobu attım yatağın üstüne hala arkamdan laf yapıyor "İstediğin kadar kapat canım ben yine açarım." diyor.Sonra Abicik kişisi arıyor onunla konuşmaya başlalınca sakinleştim biraz.Ben bu olay burda kapandı sanarken...

Ertesi gün okulda Kaşar'ın sınıfından çıkan herkesin dilinde benim blog adresimi duyunca akşamkinden beter oldum yerimde duramıyorum böyle sonunda Can dostumdan öte güzelden güzel sıra arkadaşım(Adı Caze olsun)da geçen yıldan Kaşar'la kavgalı onunla beraber girdik Kaşar'ın sınıfına.Şişik şey simit yiyor sırasının önünde durduk.Caze "Ne oluyo Kaşar?" dedi,Kaşar böyle ukala ukala "canım,bebeğim,tatlım" diyerek konuşuyor.Blog konusunu açtım yeter dedim yapma dedim özel dediim dinletemedim.Caze'de beni desteklerken Kaşar Caze'yi geriye iterek "Sana ne be Orospuu!"diye bağırdı o an sınıftaki herkes bizi izliyor zaten Caze'de sinirilerine hakim olamaz hiç.Bi tokat geçirdi ki sormayın gitsin.Şimdi tam olarak sıra dikey duruyor Kaşar bi ucunda biz diğerinde Caze buna bildiğin daldı bende dayanamadım bütün ders kızı öldürdüğüm geliyor gözümün önüne.Önce sırayı geriye çektim sonra Caze'yi ardından Kaşar'ın boğazını öyle bi sıktımm ki kendimi kaybettim tek hatırladığım arkadan beni çekmeye çalışan eller ve "Zombi yapma!Bırak Zombiiii!"diye bağıranların sesler.Bu sınıfta Hemşirelik sınıfı 2 erkek var sadece onlar arkamda Caze'nin koluna girmişler Caze tepiniyor "Bırakın lan beniii bırakksanaaaaa" diye bağıraraktan.Arkamı döndüm "Bırakın lan bırakıın" diye çocuklara bağırdım ikiside bıraktılar ikimiz giriştik tekrar buna.(Lan bunlar olurken bu kız elini kolunu kıpırdatmadan bize baktı)Boğazını bi an bırakmadım zaten aritmi var gebercek gidecek elimde.Neyse nerde kalmıştık ha sonra baktım Caze'de "Yeter artık bırak Zombi" deyince bıraktım kimsenin yüzüne bakmadan sınıftan çıkıp kapıyı çarptık.Ben önde Caze arkamda.Kapıda Markacı nöbetçi "N'oldu n'oldu"diyor hiç cevap vermeden yürüyoruz okulun çıkış kapısına kadar yürüdük çıktık o an arkada bir fon müziği olsaydı havamıza hava cooluğumuza coolluk katardık yemin ediyorum.Birden salak salak gülmeye başladık öyle bir gülüyoruz ki çıldırmış gibi!Sonunda kendimize geldik sınıfa gittik herkes etrafımızda anlatıyoruz olayı..

2 ders sonra ne olduğunu tahmin etmişsinizdir elbet,disiplinliiiik.Müdürün odasında Kaşar'ı görünce gözüme çarpan ilk şey boynundaki tırnak izledi oldu.Öyle güzellerdi ki..2 gün derse girmedik doğru düzgün.Durmadan savunma yazıyoruz,olayı anlatıyoruz.Bi yalnız bi'Caze ile.İfadelerde uyuşmazlık var mı diye bakıyorlar Kaşar'ı çağırıyorlar.Disiplin kurulu hala sonuçlanmadı ama Kaşar'ın dili hala durmuyor kendimi zor tutuyorum.Olay öylesine büyüdü ki annemle babam bile geldi okula.Annem Kaşar'ı görünce anladı zaten haklı olduğumu tipinden belli oluyor neyin ne olduğu.Bu arada Abi'cik bu olaydan sonra Böcük'le konuşmuş bu konuyu.Kaşar'da müdüre Abicik'in sevgilim olduğunu ve onu tehtid ettiğimi söylemiş annemler gelince çok sevdiğim müdürümüz annemlere iletmiş bu durumu.Babam bana Abicik kim diyince ben yusuf yusuf ama doğrusunu anlattım inandılar sağolsunlar.Şuan durumlar hala aynı yurt 2'ye bölündü Kaşar ve Zombi.Kaşar tarafında bi Böcük var.Biz 7 kişiyiz.

Bu olaylardan anladığım kadarıyla zombi olmakda suç.Size sesleriniyorum hocam Zombi'ysem günahım ne?!

22 Şubat 2012 Çarşamba

Çok Gizli

Son iki yazımın esrarengizce ortadan kaybolduğunu fark etmişsinizdir ve adresimin değiştiğininde.Hepsi yurttaki bir aptal yüzünden oldu.Hepsini anlatacağım blog yüzünden disiplinlik oldum ve şunları yazarken bile tedirgin oluyorum,kendinize iyi bakın ve kimseye güvenmeyin!

25 Ocak 2012 Çarşamba

Küçük Kardeş Saçmalıkları

Öyle salak bir kardeşim var ki evimizin içinde 1 gün dursanız Cem Yılmaz izliyor gibi falan hissedeceğinizden minim.3 öğün kardeş salaklıkları çekiyoruz evde.

Vol1:Sabah televizyondan müzik dinlerken Şebnem Ferah'a denk geldim kardeşimde sürekli televizyonun üzerindeki tuşlarla oynuyor.Yine oynarken sesi sonuna kadar açtı tam o sırada Şebnem bi çığırmaya başlamasınmı kardeşim nasıl korktu arkasına bakmadan evin içinde 48655689 tur attı o an tesadüfen bi video çekiyor olmayı o kadar çok isterdim ki.

Vol2:Kardeşim reklam izlemeye bayılıyor ağladığı zamanlarda bi reklam buluruz anında susar televizyona odaklanır.Arada televizyonun kumandasını getirir "aba lelam buğ"(bkz.abla reklam bul) der.Çocuğa reklam buldum köpek falan var böyle."Anne taş atcam" dedi.Annem de "Oraya taş atılmaz oğlum"dedikten sonra kardeşim koştu eline küçük bi oyuncak arabayla döndü.Televizyona attı tam o sırada reklam bitti.Bu defada "Töpek töpeek"(Bkz.Köpek) diye ağlamaya başladı.Annem de "Taş attın ya gitti köpek oğlum" diyince sustu.Televizyona araba fırtlattı resmen ya Allah'ımmm

Vol3:Akşam babam gelirken balık almış annemde balıkları temizlemeye başladı sonra telefon çaldı önemlimiymiş neymiş annem ellerini yıkadı telefonla konuşuyor bende kitap okuyorum. Yine baş rol oyuncumuz elinde bir balıkla geldi "Aba bak uyuyo" demesin mi :D


22 Ocak 2012 Pazar

Ben Aptal mıyım?

Arkadaşımdan geliyorum.Çocukluk arkadaşım.Kendimi bildim bileli beraberiz,aynı okula gittiğimiz oldu,evlerimiz dip dibe.annem onlara gitmişti,aradı beni çağırdılar.Gitmek istemiyordum annem zorladı ablası üniversitede şehir dışında okuyor o gelmişte ayıp olurmuşda falan filan işte ama zerre kadar istek yok içimde.O an mutfakta bir kaç bulaşık vardı makineye koymayalım yıkıyayım demiştim.Ellerim köpüklüydü annem aradığında.Bulaşık yıkamak bile daha cazip geliyordu onlara gitmektense.Oyalana oyalana kalan işimi bitirip üstüme bir ceket alıp çıktım salak bir eşofmanla ayağımada converselerimi geçiriverdim.Kapıda başka birileriyle karşılaştım onlarda oraya gidiyormuş ha bi bu eksikti diyerek girdim içeri.Eşofmanımı değiştirmediğime 12458 defa pişman olup oturdum bi köşeye hiç kıpırdamadım.Ev kalabalıklaştı tabii herkes konuşuyor.Bende annemin "bırak o telefonu" bakışlarını görmezden gelerek mesajlaşıp duruyorum.Arkadaşım evdekilerle ilgileniyordu çay kahve derken sonunda işini bitirdi yanıma geldi.İki üç şey konuştuk sonra sustuk."Gitar aldım ben" dedi.O an heryer karardı sadece ben ve seffiliğim kaldık.Gitar aldım,gitar aldım,gitar aldım..Binlerce kez duydum sesini kafamın içinde."Klasik mi?" diyebildim."Evet" deyişine tepkisiz kalınca "Elektro olsa sevinir miydin?" dedi.Hiç bişey demedim,diyemedim boğazım öyle çok acımaya başladı ki gözümü kırpsam ağlayacağım.Ona öyle çok anlatırdım ki gitara olan hastalığımsı şeyimi,gitarı nasıl sevdiğimi onun kadar iyi bilen yoktu ve o kızında gitarla alakası yoktu.Kalktım eve gitmem gerektiğini söyledim annem de bişey diyemedi anladı tabii.Ceketimi onun odasına koymuşlar almak için girdim,gitar öylece duruyordu karşımda.Eve gelip oturdum bağıra bağıra ağlamaya başladım kafamın içinde hep aynı ses "Gitar aldım.."

12 Ocak 2012 Perşembe

Sonunu Bildiğin Filmi Tekar İzlemek..



Yüzlerce kez lanet olsun.Şu 9/10 günlük tatilde tam olarak hatırlamıyorum ama döndü bana.Kabul etmedim 3-5 hafta.2 defa buluştuk.Tıpkı eskisi gibiydi yeniden inandırdı beni.Yakınlaşmaya başladık ve sonrası malum...Bir kaç hafta içinde tekrar gördüğüm o "İlişkisi yok" ile başlayan bir tartışma.Tavırları,konuşması,kurduğu cümleler beni terk ettiği günkü gibi hala.Allah aşkına facebook da durup dururken ilişki durumu neden batar insana?"Bak güzelim sen bana yetmiyorsun senin yanında 3-5 kız daha götürüyorum,face yüzünden ibişlerimden vazgeçemem sanada çok alıştım sen dur elimin altında ama onların tadınada bakayım tamam mı bebeğim?" demek değildir de nedir?Veya "Tipe bak lan o fotografları okuldan bir arkadaşım falan görür, bu mu lan senin aylarını verdiğin manitan ahahah burna bak lan tek deliği ömür boyu nefes almasına yeter,yer cücesi,göte bak Ankara Ovası eheheheytt"denilmesinden korkuyordur belkide.Olamaz mı?Olabilir.
Asıl sorunun ne olduğunu da gayet iyi biliyorum.Zamanında çocuğuma yaşattığım acı dolu günler.O kadar çok süründürdüm ki dozu aştığımı biliyorum ama o zaman gıkını çıkarmayan bebe şimdi..Nerden nereye..Bu yıl girdiği ortamlarda hepimizin kullandığı "TAŞ" kelimesine gayet uygun KIZLAR bulunduğunu biliyorum.Şimdi bunun arkadaşlarıda kafasını karıştırıyordur eminim zaten onaylandı.Gittim buna aynen şu şekilde. "Beni bilen arkadaşların eminim bırak şunu zaten uzakta güzel de değil.Bak burda ne güzel kızlar var oğlum gel takılalım hergün yanında olur hem.O uzakta zaten haberi bile olmaz lan." gibi şeyler söylendiğini söyledim."Biraz öyle gibi yani bilmiyorum aşkım" dedi.İlişkisi buna zenci şeyi gibi battığına göre(töbve tövbe!) elbet vardır yeni bir hatun.Benim arkadaş aradı ikimizide konferanstayız ayrı kaldığımız günlerden bir gün.Benim olduğumdan haberi yok nasıl konuşuyor varya..Beni hiiç umursamadığını o an 87654785 kez daha anladım.Sonra bu "Zombi'yi arasana ben sesimi çıkarmam dinlemek istiyorum merak ediyorum" falan dedi.Kız beni ararmış gibi yaptı başladık konuşmaya.Gayet cool konuşuyorum yalnız.Az önce kıza ağlayıp zırlayan ben değilmişim gibi.Kız soruyor "Barışmak istiyor musun?" falan diye."Sanane be salla" gibi onun kullandığı kelimelerden kullanıyorum,aynı cümleleri evirip çevirip kuruyorum hatta.Sonra bu da konuşmaya başladı falan ama ikimiz hiç konuşmuyoruz kızı aracı ettik olaya.Telefonu kapattım sonra ben.Mesaj attı "Sesini özlemişim aşkım." diye..Tekrar beni umursamayan halini alıyor arada bi de eskisi gibi oluyor."Sana seni sevdiğimi belli edince beni kendini köpek yapıyorsun." gibi bir mesaj attı binlerce kez okudum.Bunlar hep bahane o eski halimden eser yok şimdi.O günlerdeki gibi davranığımda daha çok ilgileniyor iyi davrasam kaçıyor ama iyi olmamıda istiyor ayy delircem yemin ederim.Sonuç olarak o kadar kızdım ki bugün telefonumu okuldan bir arkadaşıma verdim o da açayım derken PIN'i 3 defa yanlış girmiş telefonumda açılmıyor yarına kadar ölmezsem iyidir.

Ve artık biliyorum ki tekrarlamam gerekior.Zorlamamalyız yürümüyor yani ne yapsam olmuyor onun istemesi lazım.Olsada sürekli yapılan hatalar vurulacak yüze eskisi gibi olmayacak hiç bir zaman orası ayrı.Ah bir evde olsam ah evde olsam böyle mi olurdu diyorum sonrada yakınımdayken mi sevecek yalnızca beni diyorum.Artık daha mantıklı düşündüğümü görebildin mi dear?Acımın azaldığının farkındasın değil mi?Ama bazen yani çoğu zaman,pekala her zaman onsuz yaşamak çok zor geliyor.Uyursam herşey geçicek gibi..Sürekli uyuyorum.Düşünmemek için.Ha bi de neden döndü olayı var.Sevdiğini söylüyor söylemesine de..İçimden geçenleri tarif edenleri buldum sanırım:



*İlgiye ihtiyacı olduğu için dönmüştür belki?Zaten tekrar siktir çekmesi an meselesi.
*Okuduğun kitabı tekrar okumaya başlamak ya da sonunu bildiğin filmi seyretmek gibi bişeyyaşan.Yaşanmışlıkları yaşamak ya da yaşananlardan eksik kalanları telafi etmekt.Sonuç olarak final çoğu zaman aynı.
*Ev tişörtüyle dışarı çıkmak gibi rahat, bildik ama özel değil.Hep bir huzursuzluk, keşke giymeseydim hissi..
*Heer zaman aynı sonla mı biter korkusuyla yaşanacak güzel anların bile iç rahatlığıyla yaşanamayacağı bir dönem.
*"Bilgisayara format atınca asla eskisi gibi hızlı çalışmıyor. yoksa 90 yılında aldığımız bilgisayarda da hızlıydı." dedirten olay.
*Bir yanımın deli gibi istediği eylem.
*İçinde yarım kalanlar vardır.Amaç bunları tamamlamaktır ama gittiğinde öyle bir boşluk bırakmıştır ki artık kendisi bile bu boşluğu dolduramaz.Hiç birşeyin eskisi gibi olamayacağını görerek,en azından tekrar eski sıfatını alsa bile aklınızdaki acabalar yok olacaktır.
*Hani böyle mp3 dinliyosun ya yol boyunca.Böyle bissürü şarkı var sıradan dinliyosun.Bazısıyla gülümsüyosun.Bazısıyla hüzünleniyosun.Bazısını başından değiştiriyosun hemen.Sonra bi şarkı geliyo "en güzeli" o oluyo ya o anlık.Onu çok seviyosunuz.O'ndan sonra dinlediklerin vasatlaşıyor ya.Sürekli değiştiriyosun dinlediklerini bi kaç saniye sonra.O'nun kadar güzelini bulmak için.Sonra o'na dönüp tekrar dinliyosunuz ya.Yüzde bilindik huzurlu bi gülümseme.Ama ilk seferin şaşırtıcılığı,vuruculuğu,sürprizi yok.Halbuki belki dayanılsa bi kaç şarkı sonra yine sevinceksiniz ve "en güzeli" bu sefer o olacak.Tanıdık huzurlu şarkıyla bilinmekdik sürpriz şarkı arasında seçim gibi.Hangisi doğru kim bilebilir ki.
*Bu belki de bir ressamın bir resmi sadece bir kez yapabilmesi gibi bir şeydir.
evet,tekrar bağlanmaz kopan ip.Bağlansa da ek yeri belli olur.O ek yeri hep durur,o ek yeri hep rahatsız eder,o ek yeri hep batar,acıtır.Bir güzellik tüm büyüsüyle ancak bir kez yaşanabilir,tıpkı ressamın yaptığı o bir daha yapılamayacak resim gibi.O güzelliğin büyüsü bir kez bozulduğunda,hele de o güzelliği yaşayanlar bir kez birbirinden koptuğunda,geri dönülse bile hiçbir şeyin aynı olmayacağı,acı ama ne yazık ki gerçektir.En iyisi,ipi ya hiç koparmamak,ya da koptuğunda tekrar bağlamaya çalışmamaktır.Çünkü bilinir ki bu,yıpratıcıdır,hem de çok.

Ve bir de..

*Olabilir, herşey uygun yaşanmıssa,ağır izler taşımıyorsa,sevgi varsa neden olmasın...
*İnadı bırakmaktan geçer yolu.kimeydi inadım da geri dönmedim, saçma sapan dedikodudan sonra iyicene vazgeçtim acaba?Seviyosanız, çok geç değilse dönün geri anasını satiyim! aradan yıl geçince çok ah edersiniz.