6 Ocak 2015 Salı

Neler Oluyor Hayatta

Son yazılarıma şöööyle bi' göz atınca fark ettiğim tek şey sürekli yazmaya uzuuun bi' ara verip her aradan sonra da 'bu son olsun', 'bi'daha yazmayı boşlamayacağım' , 'ben geldiim!Artık buradayım!' temalı.Bu defa hiç bir söz vermeden giriş ve kapanış yapıp cidden 'öyle' yapacağımı umalım[yani eğer sende istersen tabii?(AY BENİM Kİ DE SORU İSTEMESEN BURDA İŞİN NE AYOL)]
Tam 5 ayımı yazmadan geçmişim ki bu beş ayın hergünü olaylar olaylar olaylar...Şuradan başlayalım 5 aydır hemşirelik yapıyorum.Evet hala istifa etmedim..Gerçi istifa etmeye utanıyorum ne bileyim bana ayıp geliyor.Mesaim falan eksik yatıncada gidip söylemeye utanıyorum veya bayram,yılbaşı gibi ıvır zıvır günlerinde verilen ikramiyeyi almaya da utana sıkıla gidiyorum.O kadar çok alışmışım ki beleşten çalışmaya bir karşılığını alınca neredeyse yerin dibine gireceğim(halime gülme sayın üniversite öğrencisi mesleğini eline alınca senide göreceğiz/oha ben az önce' mesleğini eline alınca' mı dedim???)
Malumunuz Ege Üniversitesi'nde Tıbbi Laboratuvar Teknisyenliği okumaktayım.Gerçi bölümün bana tek getirisi 'laboratuvar' yazmayı öğrenmiş olmamdır ki okulu BI RAK TIM.Evet evet 1.dönem bitmeden okulu bıraktım.OHA SALAAK diyen gözlerinizi görür gibiyim efenim ama bi'sorun bakalım bu Zombi ne akla hizmet misss gibi Ege'yi bırakıyor?Eh madem sordunuz hemen anlatiyiim..
Günlerden bir gün Zombi isimli 165 boyunda,53 kilo,saçı turumcu gibimsi , bazen fazla geveze bazen dilsiz genelde çok okuyan okuduğu kadarda gezen,herkese çarçabuk kanan sonunda oturup ağlayan her defasında bu son diye aynı hataları tekrarlayan minnak kızımız liseyi çeşitli yerlerde okuduktan sonra hemşire olaraktan mezun olur.Cuma günü mezun olan Zombi pazartesi iş başı yapar.Gün gelir okul açılır Zombi üniversiteli olmuştur ama işine bi hayli bağlı olduğundan hastane yönetimi Zombi'nin okulla işi bi arada yürütmesini ister.Zombi bi süre düşünür ve olumlu cevap verir..(tamam biraz sallamış olabilirim,hastaneye kendim yalvarmışta olabilirim uf tamam ya tamam......)Geceleri nöbet tutup gündüzleri okula giden Zomb-
-Uf bu anlatım tarzından gerçekten çok sıkıldım.Ayrıca şuan nöbetteyim ve hastanenin klavyesi gerçekten bu saatlerde (02:09) aşırı gürültücü olabiliyormuş-
Nerde kaldıydık...
Efenim benim evim Ege'ye ve işime tam 1.5 saat uzakta olup ulaşım bakımından hala yetersiz bi ilçede olduğundan  bir süre sonra nöbet okul bi arada bi hayli zor olmaya başladı.Başlarda sınıfa hava atıp 'ÇALIŞIYOM BEN PARAM VAR BENİM HAHAHA FAKİRLER SİZ HALA BABANIZDAN MI ALIYONUZ,HOCAM NAPİM YA GECE NÖBETTEYDİM,UFF BEN ÇALIŞIYOM KIZIM SEN NE ANLARSIN,HEMŞİREYİM OK' diye gezinirken bi süre sonra baktım herkes ders çalışıyor ben uyuyorum,herkes geziyor ben yine uyuyorum,herkes gece dışarı çıkıyor ben nöbete gidiyorum.KISKANDIM.Herkesi kıskandım her gece insan canı emanet edilen onlar değildi sonuçta,tek yapmaları gereken aptalca kimya formülleri ezberlemek ve gezmek.Evim okula işe yakın olsa ders aralarımız 5/6 saat falan olduğundan hem dinlenir hem derslerimi düzeltir hemde işe daha enerjik giderim yolda kaybettiğim vakti değerlendiririm diye düşünmeye başladım.Bu düşüncemi babama çıtlattım belki taşınırız neyin düşüncesi ile.I-ıh yanaşmıyor.Bi süre daha kendime bu şekilde işkence çektirdikten sonra kendi başıma eve çıkmaya karar verdim.

3 Gün Sonra ki nöbetten:
Sanırım yazma yeteneğimi(ki öyle bir yeteneğim varsa eğer)kaybettim.Birden bire çöken hüzünle yarıda kestiğim yazıya 3gün sonra dahi kesemediğim hüzün sebebi ile şimdilik burada keseyim.Belki yeniden yazarım fakat önce yapmam gereken tedaviler var...............

21 Ağustos 2014 Perşembe

Denize Ulaşamama Sorunsalı


18 yaşındayım fakat bazı konularda dırdır çekmemek için aileme hala yalan söylüyorum.Resmen kendileri yalana itiyolar benim hiç bi suçum yok dear okurcum.Haftasonu annemin her dakika aramaması için işe diye çıkıp arkadaşıma gitmişim kadın işte bile rahat vermiyor durmadan arıyor 'gelirken şunu bunu al' diye tamam diyorum 15 dakika sonra tekrar arıyor akşam ayvalığa gideceğimizi haber veriyor.İş çıkış saatime yakın ayrılıyoruz arkadaşımla eve doğru yol alıyorum.İçeri girip üzerimi değişmemle yola çıkmamız bir oluyor.Gecenin bi yarısı varıyoruz.Annemin dıdısının dıdısının resteurantı mı varmış neymiş oraya giriyoruz.Yemek neyin yedikten sonra bir travesti ablamız gecemizi neşenlendirmek için(!) şarkılar söylemeye başlıyor.Bi eğleniyorum bi eğleniyorum sormayın gitsin!İnstagrama girip biri denize karşı ayağını,ojelerini,yediği yemeği neyin paylaşsada şu ablanın suratından başka bişey göreyim diye sayfayı saniyede bi yeniliyorum.Derken telefonumda arayan kişinin adı dahi belirmeden açıyorum ve ilk okuldan arkadaşımla ertesi gün denize gitmek için anlaşıp telefonları kapatıyoruz.Eve sabaha karşı varıp direk yatağa atıyorum kendimi.
Gözümü anlaştığım arkadaşımın telefonuyla açıp daha yatakta olmama rağmen durakta otobüs beklediğimi söyleyerek kapatıyorum telefonu..(cık cık cık seslerini duyar gibiyim okurcum!)Bikinimin üzerine bi şort bi tişört geçirip paçozlukta çığır açarak tam saatinde metroda oluyorum ki arayan arkadaşım benden sonra geliyor(HEYYO YETİŞTİM)
Bi takım 'çok özledim seni'li konuşmalarımızı aştıktan sonra başka birini beklediğimizi öğreniyorum.Hemide bizim dershaneden bir oğlan bebesi imiş.Amaan gelsin nolçak bu kızın erkek arkadaşları hep sümüşek oluyo yaae rahatlığı ile bekliyorum...(Birazdan pişman olacak)
Karşıdan bi sarışın(EVET EVET SARIŞIN!)yakışıklı, uzun boylu ,tatlı mı tatlı ve ALLAHIM BEN BUNU NASIL OLURDA DERSHANEDE GÖRMEM diye betimleyebileceğimiz tiplerde bi insan evladı geliyor.Tanışıp muhabbet etmeye başlıyoruz.İlk görüşte kuulluktan ölçek sandığım güzel çocuğumus mütevazilikte çığır açmaya başlayınca zaten gözümde en yüksek mertebedeyken kalbimin everestine ulaşıyor.....
Ortak arkadaşımız tuhaf bi kız böyle sürekli önden yürüyen(sebebini hala çözemedik),her yerde mutlaka ama mutlaka en az 3 tanıdığı bulunan,her tanıdıkla minumum 20 dakika muhabbet edip arkasındakileri ağaç eden,ara sıra anlamadığımız nedenlerden ötürü gider yapan,asker çocuğu,bana göre tatlı ama bi çok kişinin sevmediği bi model.Adını Minik koyalıım.
Neyse efendim yine konudan çok saptım sanırsam.Hoop döndüm ana konuya;

İzmir'de bissürü askeri plaj,polis plajı neyin vardır bilen bilir.Yalnızca asker ailelerinin girdiği bu mekanlara Minik bizi sokabileceğini iddia ediyor.Dağ tepe aşıp geliyor askeri kampa 'pazar günü olması nedeniyle çok dolu olduklarını yalnızca Minik'i içeri alabileceklerini' dolaylı yoldan söylüyorlar.Bi kaç kamp daha geziyoruz hepsinden aynı cevabı alıp kalıyoruz oracıkta.Yalnız yol parası verip hiç bi mekana girememekten paramız bitmek üzere.Son çare Minik bilmem ne komutanını arıyor adam tamam şu kampa gelin alcam sizi diyor.Oraya gitmek içinde son paramızı taksiye veriyoruz.Kapıdaki polis abiler bizi alamayacaklarını söyleyince sarı çocuğumla birbirimize yaslanıp ağlamaklı oluyoruz.Komutanı aryoruz telefonu çekmiyor derkenn adam karşımızda beliriyor bizi arabasına alıp kamptan içeri bedavaya sokuyor.Sarı'yla aynı anda çıkışta bizi almayan polise dil çıkaralım mı diye bağırıyoruz(ilk ve en değerli ortak noktamız...)

Plaja inince komutan amca en önde üç şezlongun dolu olmasına rağmen buralar benim diyerekten eşyaları atıyor yan tarafa bizi yerleştiriryor.Sabahın bilmem kaçndan beri yollarda olduğumuzdan ötürü üzerimizdekileri atıp denize koşuyoruz.Dubanın üzerinde ilerlerken 1.80m yazısını görünce korkuyorum çünkü yüzmeyi minumum seviyede bilip ayağımın yere değmediği yerde yüzemeyenlerdenim..
....5saniye sonra boğazım yanmaya başlıyor gözlerim açık ama etraf çok bulanık nefes almaya çalıştıkça boğazımdaki yanma hissi artıyor....o an suyun içinde olduğumu anlıyorum hızla yukarı yüzüyorum meğer Minik beni dubadan itmiş..Sarı telaşlanmış benim için(KIYAMAM SANA BENN ANNESİNİN YAKIŞIKLISIIII)ilk 1.80 maceram buydu sanırsam ilerleyen saatlerde 2.50de yüzmeye başladık ama Minik denizin içinde bile tanıdığı ile karşılaıp Sarı ile bizi yalnız bıraktı önden önden yüzüyor.Sarı'da ben yalnız kalmıyım diye yavaş yüzüyor durmadan iyi misin elimi tut falan diyo o an orda boğulup gitsem dünyanın en mutlu insanı olarak ölücem o derece.Akşama doğru 180 e geri dönüp atlamayı tklif ediyor Minik.Tamam diyorum ama kenarda oturuyorum 3ü atlayıp çıkıp duruyorlar en sonunda Sarı gelip sende atla hadi diyor.Kemküm ediyorum elini uzatıyor kalkyorum el ele atlıyoruz sonra tekrar tekrar tekrar ve tekrar atlıyoruz EL ELE.En sonunda yalnız atlamaya başlıyorum ama tahmin edeceğiniz gibi o mutluluk bana önümüzdeki yüzyıl boyunca yeteceği için bi mahsuru kalmıyor okurcumlar.Hava kararmaya başlayınca yine Minik'in tanıdıkları olan bi bara  giriyoruz ki daha bar açılmamış askeriyede Minik'in yaşı tutmadığı için içki albileceiğimiz tek mekan orası olduğundan giriyoruz.Sarı'nın kimliği evde kaldığı için iş başa düşüyor.Abi alkol kullanmadığım halde arkadaş ortamında tek reşit hep ben oluyorum ve iş başa düşüyor.Minik bar çalışanlarına selam verip bizi tanıtıyor.Sonra bira istiyor yaşın tutmuyo Minik başmızı belaya sokma diyorlar devreye ben giriyorum bu kısımda ve ben 18im alabilir miyim diyorum askeri kartın varsa neden olmasın diyorlar.Çocuklara bakıyorum azcık iş atsam üzerime atlıcaklar az önce gösterdim ya diyorum gördüm diyor biri.Öteki nerde yahu derken 4birayı çantama koyup borcumuzu soruyorum bizden cevabını alınca 34567890 diş sırıtarak çıkıyoruz mekandan!
Kamptan çıkıp sahilde içelim diyor bizimkiler çıkmadan komutanı arasaj ya bi muhabbeti dönüyor.Arıyoruz komutan durun ben sizi sahile bırakayım diyor.Sarı ile büyük adammış diye konuşurken komutan geliyor ve işiniz varmı ben bişeyler içicem eşlik edermisiniz diyerek bizi başka mekana götürüyor herkes alkol alırken portakal suyumu içip etrafı seyrediyorum.Sarı ile karşılıklı oturuyoruz Minik telefonla konuşuyor.Sarı komutanla arada bana göz kırpıyor bende ona gülümsüyorum.Derken muhabbet atamaya neyin geliyor doğuyu yazcam abi diyorum Sarı bu tatlılıkla oralarda yapamazsın sen diyor.BENDE UTANCIMDAN MI SEVİNCİMDEN Mİ BİLEMİYORUM KALAKALIYORUM ÖYLE.
Sarı 5.birasını içerken kalksak mı artık diyorum komutan bizi otobüse kadar bindiriyor.Adamın bi tek cebimize harçlık koymadığı kalıyor.Cehennem azabıyla eşdeğer yolda ilerlemeye başlıyoruz Sarı'nın tuvalete gitmesi gerekiyor ve daha 1 saatlik yolumuz var çocuk karşımda kıvranıyor....
Metroya varınca Sarı tuvalete koşturuyor sonra Minik gidince önümde diz çöküyor ne oluyor la derken bakıyorum ayakkabımın bağcığı açılmış onu şeyyapıyormuş AY BEN SENİ YERİİİİM.
Metroda her an sarılacakmış gibi bi  ilerliyoruz inince tekrar otobüse binmem gerekiyor ve saat 00.30 Sarı benimle binene kadar bekliyor eve gidince Minik hepimizi dünya harikası whatsapp denen velinimetten gruba alınca telefonlarımızı da kaydediyoruz ve gün bitiyor.

9 Ağustos 2014 Cumartesi

BEN GELDİM EY AHALİ!


Yazıma başlamadan önce bio'ma bakıp "heeyyt be nerdeeen nereye" dememin sebebi artık 17 yaşında orada buraya sürünen bi öğrenci kimliğimden sıyrılık özel bi kalp hastanesinde KORONER YOĞUN BAKIM HEMŞİRESİ olmamdır dear okur!Evet eveet yanlış okumadın!Söylene söylene uflaya puflaya ve tabii ki zorlaya zorlaya okulu bitirdim ve okul biter bitmez yatmak yerine İzmir'i alt üst edip başvurmadık hastane bırakmamam üstüne iş buldum!HER ŞEY MÜKEMMEL,okulu takdirle bitirdim,bissürü güzel arkadaş edindim.Hayatımın en düzenli anını yaşıyorum sanırım.O kadar mutluyu ve dolu dolu geçiriyorum ki zamanımı şuraya giripde size iki cümle yazcak vaktim bilem olmuyor..Tüü şu yazdığım cümleden utandım yahu.Ben şimdiden böyle yapıyorsam yarın bir gün atanıpda devlet memuru olunca kimsenin yüzüne bakmayacağım sanırım....iyisi mi kendime geleyim...
Yahu durup durup hayatın hızına şaşırıyorum,ben daha dün yeni okuluma alışmaya çalışmıyor muydum?Ne ara kep provası yapar olduk?Üniversite sınavını atlattık,karne hatta diploma bekler olduk??Lann!
Neyse efenim artık buralardayım!Sağlıcakla kalın!

6 Mart 2014 Perşembe

Kendinden Geçmiş Okulunuza Disiplin Getirmeye Çalışmayınız!


YGS dalgasına rapor alıp dershaneye ders çalışmaya gidiyorum diye evden çıkıp İzmir'in altını üstüne getirdiğim günlerden bir gün 'okula uğrayayım bi ne var ne yok' dedim.Demez olaymışım,metro devrilsemiş,dolmuş alev alsaymış,yolda yürürken üzerime meteor falan düşseymişde 'okula gideyim' demeseymişim.Neden mi?

Okulumuz bütün disiplin kurallarından uzak tüm makyaj teknikleri uygulanarak rahatça girip çıkabileceğiniz türden.İsterseniz fosforlu sarı oje sürün ve isterseniz okul formasını kendiniz tasarlayıp gelin yüzünüze dahi bakan olmayacaktır.Saçlarınızı pembeye boyayıp derste bi yandan oje sürüp diğer yandan mesajlaşabilirsiniz.Hatta 'hocam priz arkanızda şunu şarja takar mısınız yaa Twitter'a bakamıyorum şarjım bitmek üzere' gibi diyaloglara bile girebilir,bahçede tuvalette rahatlıkla sigara içip,hap atıp otlanabilirsiniz.O derece rahat bi okul.
Bende abartmadan lacivert kumaş yerinedar paça lacivert pantolon,beyaz gömlek yerinede beyaz kazak giyip saçlarımı salıp her zaman ki gibi gittim okula ve sonra.......

Metrodan indiğim X durağında 5565521'a yakın lise var ve bu liseler İzmir'de ki türlerinin tek örnekleri.O nedenle indiğim saatte metro adeta bir ilk okul servisi oluyor.Neyse indim metrodan arkadaşlarımın hiç biri okula gelmiyor haberleşmedikde.Yalnız yalnız yürüyorum,okul kapısına yaklaştım,tanıdık fakat samimiyetimizin 'günaydın' veya 'Y kişisini görünce hafiften gülümsermiş gibi yapmak'dan öteye geçmdiği bi oğlan çocuğu bana 'Oo Zombi kaldı kesin kaldı' dedi,bende kendisine dönerek 'ne diyon be' bakışı atınca
'bugün forma kontrolü var sen dar pantolonlusun hahahahihih' dedi hiiiç oralı olmadım bu okul ve forma kontrolu mü diye yerlere yatabilirdim o aqn ama çocuğu takmadım bile.Sıraya geçtik 12.sınıfların tüm şubelerini toplasan anca bi sıra ettiği için bu malozla aynı sıraya girdik, sırada sürekli ' o pantolonla okulu unut ' falan gibisinden aptalca şeyler söyledi sonunda çocuğu öyle bi bozdum ki,bi daha beni gördüğü yerde kafamı kapıya sıkıştırarak koparıp okulun girişine asacak gibi bakmaya başladı.Tek tek içeriye giriyoruz baktım ciddi ciddi kontrol ediyorlar,derken yanıma bi hoca gelip 'evladım dün söylemedik mi size formayla gelinecek diye'dedi bende gülümsedim.Yalnız sanırsın okul Sağlık Koleji dolarlar verip girmişim Obama'nın kızıyım.Kimsenin yüzüne bakmıyorum hocaya cevap bile vermeyip gülüp geçiyorum.
Sıra bana geldi iki sıra halinde 5sağda 5 solda toplam 10 hocanın arasından geçtim ve hiç biri pantolonumu gömleksiz oluşumu fark etmedi.İçeriye girdim az önce gülüp geçtiğim hoca geri çevirdi 'bende seni bekliyodum güzelimm' diyerek müdürün yanına götürdü.Bir müdür birde müdür yardımcısı arasında kaldım,bir o bir o konuşuyor.Biri 'pantolona bak mübarek taytla gelseymiş ya!' diyor diğeri 'numaran ne numaran hangi sınıftasin sen nakil geldin dimi bura geldiğin okula benzemeez adam ol adam!' diyor. "Ulan sen kimsin ki geldiğim okula bok atıyorsun?Biliyor musun orayı?Ordaki disiplinin d'si yok senin boktan okulunda.Orda kim ne cesaretle gömleksiz okula girer,okulda sigara içer, derste telefon çıkarır! Bok attığın okulda bi saat geçirsen okul dediğin, idareci dediğin nasıl olur öğreneceksin,bi bokum bilmeden millete laf atıyorsun hayvan!" Diyesim geldiysede diyemedim...
Hocanın 'Bak bak ruja bak kızım sen burdan çık düğüne git direk' demesiyle iç sesimi bastırıp elimi dudağıma götürüp sildim "bakın hocam ruj falan yok" diye parmaklarımı gösterince bu defa 'ojelere bak allahım çıldırtcak bu kız beni!' diye bağırmaya  başladı! Diğer müdürde 'kravatı bile yok...' diye iç geçirdi.Bu defa da "e anasının amı mal mısınız okul formanızdan haberiniz yok,bu okulda kravat erkeklerin kızlar bişey takmıyooo" dedim.(tamam anasının amı kısmını söylemedim tabii ki)Hoca benle iddialaşmaya başladı kravat konusunda sonra "madem öyle bana kravatı olan tek bi kız gösterin kabul edeyim" dedim..

Sonuç mu?GÖT OLUP KALDI.

23 Şubat 2014 Pazar

Ağırlaştırılmış Eşek Şakası

Dershaneye evimden daha sık uğradığım şu günlerde eğlenceden geri kalmak olmaz değil mi?Birazdan size anlatacaklarım karşısında coğunuzun 'cık cık cıkk...giç yakıştıramadım Zombi...' diyeceğinden adım kadar eminim fakat herkesin eğlence anlayışı başka.Öyle değil mi!!

Efeniim şimdi zaman ekstra hızlı akıp giderken YGS denen illete 1 aydan kısa bir süre kalmıştır.Zombi ve arkadaşları okul-staj yetmezmiş gibi bi' de 8 saat dershaneye katlanmak zorundadırlar.Diğer okullarda okuyan arkadaşları aylık raporlarını almış; öğlen uyanıp dershaneye gidip zaten okulda 4 yıldır gördükleri dersler üzerine çalışırlarken, meslek lisesi maduru Zombi bi yandan alan dersleri için çabalarken ,diğer yandan da 3yıldır uzak olduğu kültür derslerini anlamaya çalışmaktadır.Stajdan devamsızlık yaptığı için sınıfta kalma tehlikeside olduğundan rapor alamayan sınav havasında olmayan ayrıca sayısalın s'sinden anlamadığı ve hiç bir sayısal ders görmediği halde YGS-2'den sınava girecektir.(FEN AĞIRLIKLI MAT OLUYORMUŞ KENDİLERİ)
Yahu öyle bir anlattım ki klavyeyi bırakıp kendi halime ağlayasım geldi!Kendine gel Zombi!

Ne diyorduk? Hah!
İşte günler böyle geçip giderken dershane sınıfımlada iyice kaynaşmışken sınıfta hergün ot-bok partisi verir olduk.Meslek sınıfı olduğumuz için ders saatimizi diğer sınıflardan fazla tutarak bizim onlara yetişeceğimizi düşünen idaremiz maalesef yanıldı.Hemde baya çok yanıldı.Uyguladıkları günde 6 gün 8 saatlik ders yalnızca hocalarla yüz göz olamamıza,dersleri sallamayıp sürekli kendi aramızda kopmamıza neden oldu.Sınıf zaten 7 kişi.(VIP sınıf falan değil meslek öğrencisi tenezzül edip dershaneye bile gitmediğinden bu sayı)Bu 7 kişiyle ilk okuldan aynı mahalleden oluşumuzdan bi samimiyetimiz vardı zaten.Bu kadar saat bi arada kalınca el ense olduk resmen.Mesela ilk dersler bi yandan ojemi sürerken bi yandan arkadaşlarım kahvaltı hazırlıyor,pasta kesiyor,iddaa kuponu dolduruyor...Başta hocalarımız biraz garipsesede bi kaç hafta sonra  "vişneli alayım canım meyve suyumu,birazda zeytinli açma lütfen" dediği oldu.
İşte yine böyle bi dershane gününde öğlen yemeğe çıktık,bulunduğumuz çevrenin en elit mekanına girdik.Siparişleri verdik.3 erkek tek kız benim bu arada.Karşımda oturan arkadaşım mesaj attı "bu sazanları kekleyelım mii?" diye.Bende "oluur" diyince,bekle anlamında işaret etti.Neyse efendim beklerken yedik içtik."WC'ye gel yazdı" şakacı çocuum bana.kalktım ceketimi cantamı neyin alıp lavaboya girdim.arkamdanda bu kalktı,aradı "çaktırmadan çıkalım mekandan" diye.HİHİHİ diyerekten çaktırmadan çıktım arkamdanda arkadaşım geldi.(evet evet...bu kadar kötüyüm!)
İçerdeki sazanlara mesaj attık "paranız var mı?" diye "yok" cevabını alınca daha bi güldük.Sonra dershanenin yolunu tuttuk gayet cool bi sekilde içeri girdik ders işlemeye başladık aradan bi 20 dk geçtikten sonra geldi bizimkiler.Suratları doğal olarak 4545645254 karış...

Yeterli para çıkmayınca bi kaç sokak ötede babasının dükkanı olan arkadaşım para almaya babasının yanına gitmiş;diğeride orada beklemek zorunda kalmış.Şansa çocuğun babasıda dükkanı erken kapatmış o gün.Bi yerlerden bulmuş parayı gitmiş ödemiş.ahahha ay şuan orada bekleyen arkadaşımın halini düşünüyorumda rezillik ötesi bi'şey ya.
Daha sonra kendimizi affettirdik tabii ama yaptığımız ciddi ayıpdı günahtı ama sonuç olarak o hallerini düşündükçe gülecek kadar komikti!!!

3 Ocak 2014 Cuma

Gültepe'li Yarim



Ayol resmen kalemim yosun tutmuş!
Biraz daha gelmesem buralara cenazem çıkcak,arkamdan ağıtlar yakılacakmış yahu!
Yazmama için çok özel bi nedemim yok aslında fakaat hayatımda neleer neleer neleer değişti bilsenizz!(yazmadan nerden bilecekseniz?bende ki de laf işte!)
Ben en iyisi mi yazmaya başlayayım.....

Şehir dışında lise okuyup yurtta kaldığımı bilmeyen yok sanırım neyse efendim.Evime yakın olan pek değerli sağlık meslek lisesine 9.sınıftan beri nakil yaptırmak için uğraşır dururum.Geldim 12.sınıfa canım ciğerim gülüm bitanem balım MEB'im nakil işini bu yıl kolaylaştırmış hiç bi koşulu olmadan isteyen istediği okula geçer diye bi kural çıkartmış.E bunu duyan okul müdürümüz babamı arayıp 'Zombi2nin evinizin oraaa nakil olmasını ister misiniz?'demiş.Babam da durur mu yapıştırmış cevabı 'evet' diye.Sabah verdiğimiz dilekçemiz öğleden sonra onaylanmaz mı!Al başına bela hem mutluyum hem içimde inceden bi sızı.Zaten bu okula gelmişim geçen yıl tekrar değiştirmek istemiyorum,bi yandan eve gitcem iğrencimsi yurdumdan(bu kısmı en kısa zamanda acıklamak dileği ile)kurtuluyorum derken üç beş duyguyu birden yaşıyorum.Bu arada sevdiğim bi'arkadaşımda benimle beraber nakil oldu yeni okulumda yalnız olmayacağım diye seviniyorum.
Vee ve kim benimle nakil olsa beğenirsiniz?!
Kavga edip disiplin disiplin süründüğümüz yurttan atılma derecesine geldiğimiz,bana kabus tadında günler yaşatan canımın en içi arkadaşım.....
Neyse topluyorum kendimi.Ne diyorduk.
Sevgili hocacığım tekrar arıyor 'artık hastanede durmana gerek yok bizim okulun öğrencisi değilsin okula gel imzalaman gereken bi'şeyler var sonra gidersin'diyor....
Sınıfıma ne denli aşık olduğumu bilenler bilir..O sözleri duyguğum an içime bildiğiniz 1000'lik İztononik Sodyum Klorür oturuyor.(Yazar burada hemşireyim ben serumu koluma takarım blogda ğç beş tur atarım olmadı yazı yazarken hava da yaparım demek istiyor...(yine konuyu dağıttım ya allaaaaaam.))
Çıkıp okuluma gidiyorum sınıfımla vedalaşıyorum halledilmesi gereken evrakları tamamlıyoruz annemler geliyor yurttan eşyalarımı topluyoruuz doğru İzmir'e.

Bunca şeyi baştan sırayla yazsaydım keşke de kısa kısa geçmek zorunda kalmasaydım..

Okula başlıyorum sınıfımı neyin seviyorum arkadaşımla aynı sınıftayız her şey iyi hoş.Sonra stajda bi arkadaş ediniyorum canım kanım oluyo birden bire.(Bundan sonra adı Asma olsun).
Sonra hepimizin bayıldığı feysbuk'dan okul çevresinden biriyle tanışıyorum(burda yazar dahil herkes şaşrıyoo.)Baya tatlı hoş falan sohbeti ilerlettik.
Yılbaşında Asma'lar da kalıyorum, tatlı hoş çocuuğumuzda Asma'ların iki sokak yukarsında oturuyormuş.Malum tuvalete girsek check-in yaptığımız bi dönemdeyiz,yaptığım check-in'i görünce mesaj atıyor benimki(ihiihihih).
Dükkan açmışlar davet etti,e bizim de canımız sıkılıyo evde kalktık gittik.İçerde beş altı arkadaşı var benimkinin salak saçma tipler aptal aptal hareketler falan.Sürekli değişik bi isimde bişey almaktan bahsediyorlar.Soruyorum benimkine gayet rahat 'hap alcaklarmış yaa' diyor.
He bi' den önemli kısmı söylemeyi unuttum!Çingen mahallesindeyiz bu arada!
Bu oğlanın saf arkadaşlarından biri şahin veya doğan olması lazım o tür bi arabayı çekti dükkanın önüne.İçerde sürekli gülüyoruz derken otobüsün biri geçememiş arabayı çekmelerini istediler bizimkilerden,malum çingenliklerini belli etcekler ya 'geç abi geç geç bişeey olmaaz yeaaa!' tarzında şoföre verdiler gazı,adam bi adım ilerlemeye kalmadı baaam!Yandaki dükkanın tabelası yerde...Hala 'yaav geçç abi senn raaaaaad ol' diyorlardı ki ne olduğunu anlamadan bi kavga çıktı dükkandaki serseri tipli çocukların hepsi şoförün üstüne yürüyor,benim zavallı hiç bi' şeye karışmıyor sakinleştirmeye çalışıyor....Kavga büyüdükçe büyüyor biz içerde üç buçuk atarken aynı zamanda gülmekten altımıza işeyecek kıvama geliyoruz.Tam polis neyin gelecek benim oğlan malum arabayla bizi eve bırakmayı teklif edince onaylıyoruz.Son ses roman havası çingene mahallesinin sokaklarında eve doğru ilerlerken kimse görmesin diye sürekli kafamı eğiyoruz..Çocuum da o ortamda kulağıma güzel şeyler fısıldıyor sırnaşıyor falan bi romantik bi romantik ki daha fazla anlatamayacağım.........
Ve eve geliyooruz!
Bu da böyle bi anımdı dear okurlar.
Bundan gayri buralardayım.
Esen kalın.

18 Ağustos 2013 Pazar

AVM'de Aşık Olmaz Caiz midir?

msn aşkı,otobüs aşkı,yaz aşkı,facebook aşkı gibi tabirleri hepiniz duymuşsunuzdur..Ha işte bu tabirlerden yola çıkarak bugün benim başıma gelen olaya AVM aşkı diyebilirim!

Yaz günlerimin vazgeçilmezleri arasında yer alan ve yazımın neredeyse tamamını kapsayan; evde boş boş yatarken arada telefondan Twitter'a girip nefret ettiğim kızların tweetlerine neler yapıyorlar kimle fingirdeşiyorlar diye bakıp içimden değişik küfürler etmek eylemini gerçekleştirirken anne kişisi AVM'ye gitmeyi önerir.Babada onaylayınca offlaya pufflaya yayılıp kaldığım hatta derimin yapıştığı koltuktan sevgilimden ayrılıyormuş gibi hüzünle ayrılıp giyinmek için dolap karşısına geçirliiiir."Nee giycem ben yeaaa,Allahh'ım giyecek hiiç bi'şeyim yok!Bu olmaz,bu hiç olmaz,bu da olmaaz"sendromu yaşandıktan sonra bir kıyafet seçilir ve yola çıkılırr.Baba küçük kardeşi AVM'nin minicik parklarında oynatırken anne ile esas kız(bu ben oluyorum galiba)bir kaç mağaza gezer yaklaşan bayram için şeker meker alıp arabaya koyar.(Bir cümle ile anlattığım eylemlerin kaç saatte denk geldiğini hepiniz biliyorsunuz bence?)
Tam eve dönmek için baba kişisi aranacakken anne yemek yemeyi önerir.Esas kız karnından gelen sesleri duyunca eve gidip koltuğu ile hasret gidermek istese bile "oluur" diyerek BurgerKing'in yolunu tutar.Yürüyen merdiven kullanırken bile "niye kafeleer en üst katta niyee" diye isyan eden esas kız hemen merdiven bitiminde oturan yakışıklı çocuğa bakarken isyanı yarıda kesilir.
Aman Allah'ım o esmer ten!O gülüş,yüz hatları,tatlığı,bakışı......Bi sn bi sn!!!!BAKIŞI! "O da bana bakıyorrrrrr!Allahım bakışıyor muyuzzz biz şimdi!Yere bakayım en iyisi yollu sanacak!Of bi kere daha baksaydım keşke!Bakıyor mu ki hala!"Derken masanın yanından geçip gitmiştir esas kızımız Zombi.....
Bi kaç saniye güzelim çocuuk(!) düşünüldükten sonra hamburgeri eline alınca her şeyi unutan Zombi annesinin önüne düşer.Elinde iki BigKing menüsü ile yürümeye çalışırkenn..Bam...Orta boy buzsuz kola bütün ihtişamı ile yere düşer...Herkes Zombi'ye bakarken,Zombi yerdeki kolayı görene kadar ne olduğunu anlayamamıştır."Anne kolayı dök-" derken az önce ki saniyelik aşkı karşıdan gelmektedir.Zombi,tam anlamıyla zombi gibi esas oğlana bakarken;oğlanımız "Olmadı buu" diyerek geçip gitmiştir.Zombi ses tonunun güzelliği ile büyülenirken anne kişisi gelip tepsiyi kızımızın elinden alıp en yakın masaya koyar.Zombi'cik ve annesi masaya oturur yemeklerini yemeye başlar ki tam o anda esas oğlan tekrar belirir.Zombigilin masasının yakınlarında gezinip Zombicik'e bakıp gülmeler,göz kırpmalar,telefonu göstererek numara istemeler,wc'ye gel diye işaret etmeler....Zombi o an dünyanın en mutsuz insanıdır.Birden bire öylesine karşısına çıkan birinden bu denli etkilenmiştir.Tuhaf olanı karşı tarafda Zombi'den etkilenmiştir.Gel gelelim ki Zombi'nin yanında oturan annesinden başkası değildir..Neredeyse 4855555 kez arkadaşlarıyla geldiği AVM'de bir kez bile yakışıklı tabirine uyacak bir insan evladı ile karşılamamışken, annesi ile geldiği tek seferde aşık olmuştur.Fon da Serdar Ortaç'dan "HAYAAT BENİ NEDENNN YORUYOSSUUUUUN" çalarken esas oğlanımız elinde dondurmasıyla tam olarak Zombi'nin karşısında ki masaya oturur Zombi arada cocuğumuza bakarken bi yandanda eliyle patates yemekle meşguldur.Yaklaşık 10-15 dk sonra çocuk ve arkadaşlarıı ayaklanıp merdivene doğru giderken son kez Zombi'ye bakıp ":(" aynen bu ifadeyi kullanır.Merdivene gelince el sallayarak inmeye başlar.
Zombi hala gittiğinin farkına varamamıştır.Bir kaç dakika sonra farkına varır annesine kalkalım der ve hızlıca merdivenden iner.Fakat aşşağıda esas oğlan yoktur;
ve onu bir daha asla göremez.